"..., bu kitaplarda ne yazdığını bilir misiniz? Yalnızca insanlığın kötülüğü, hataları ve çileleri yazar. Sırf gözyaşı ve kan Wandergood! Baksanıza: İki parmağımın arasında tutabildiğim şu incecik kitapta bile bir okyanusu kaplayacak kadar insan kanı var, bir de bütün kitapları düşünün... Peki kim döktü o zaman bu kadar kanı? Şeytan mı?"
" Peki hiç haberiniz var mı, sizin şu insanlığın gerçekten neye muhtaç olduğundan? Yeni bir devlet kurmaya mı, eski bir devleti yok etmeye mi? Savaşa mı, barışa mı? Devrime mi, Huzura mı?"
Müthiş yalnızım. Öyle yakın dost filan istemiyorum, istediğim kendimi anlatmak, ama anlatabileceğim kimse yok. Düşünmek kendi başına yetersizdir, düşünceleri sözcüklere dökmedikçe tam bir duruluk, açıklık, kesinlik kazanmazlar.
Epey geç kalmışsın. Çok daha önceleri gelmen gerekiyordu, artık dünya olgunlaştı, senin yeteneklerine muhtaç değil. Seni böylesine kolayca kandırıp paralarını cebe indirmiş olan kendimden, Thomas Ergo' dan söz etmiyorum. Maria' dan da söz etmiyorum. Benim şu mütevazı, küçük dostlarıma bak da utan: Böyle etkileyici, korkusuz, her şeyi yapmaya hazır iblisleri senin cehenneminde bulabilir misin? Oysa öyle küçükler ki, tarih sahnesinde bir yerleri bile olmyacak.