Merhabalar,
Kitabı dahil olduğum bir kitap kulübü topluluğu ile birlikte okuduk ve topluluğun kayda değer bir kısmının beğenmiş olduğu bu kitaba maalesef ben çok da bayılmadım.
Romanın arka fonunda Doğu-Batı Almanya sınırı, İkinci Dünya Savaşı sonrası Soğuk savaş ve kutuplar ve sınır ülkelerin karşıt hayat, siyaset algıları konu edilmiş.
Hevesle başladığım bu romanın ana sahnesinde ise Doğu Almanya'da yaşayan ve burdaki iklimde yetişmiş iki karakter Hans ve Katharina'nın ilişkisini görüyoruz.
Kısa bir otobüs yolcuğunda yaşanan ve bu iki karakter arasında kıvılcım yaratan bu karşılaşma ikilinin bir romantizm seline kapılarak ilişkilerini derinleştirmesine ve yer yer karşılıklı yıpratıcı (daha çok Katharina için) bir noktaya getirmelerine kadar evrilir.
Tabi bu ilişkideki altı çizilmesi en çok gereken husus Hans amcamızın 53, Katharina Hanım kızımızın ise 19 yaşında olması.
Sayfaları birbiri ardına tükettikçe Katharina'nın duygusal olarak amcamıza çekilmekteki üstü örtülü sebepleri ararken buldum kendimi. Hans amcanın yazar olması, derin sanatsal ve kültürel birikimi ve yine zehirli bir romans yaratması da bu hayli yadırganan ilişkiyi meydana getiren öncüller olabilir diye düşündüm. Bir de ben zaten pek karışmam gönül işlerine..seven sever zaten :)
Hadi topluluğa katılıp ben de kınayayım bu ilişkiyi fakat durun benim bu ilişkiden daha ziyade kınadığım yer Katharina'nın ailesinin hanım kızımıza bu gönül eğlentisi ile ilgili verdiği akıllar. Kızçenin ana babası yaşanan bu ilişkiye gayet serinkanlı bir tavır içinde yaklaşıp Katharina Hanım kızımıza çok da şeyapma der gibi ılık ılık tavsiyeler veriyorlar. Hatta Hanım kız Hans ile birlikteliğinin arasına Frankfurt'da tanıştığı bir madigudi sıkıştırıyor, ve bilge babamıza bundan hata olarak bahsettiğinde baba kıza