Leyla

SONSUZLUK Gece ağacının kabuğuyla, pastan doğma bıçaklardır sana adları, zamanı ve yürekleri fısıldayan. Duyduğumuzda, uyumakta olan bir sözcük saklanıyor yaprakların altına: usta bir hatip olacak bu sonbahar, onu toplayan el ise daha da usta ve unutulmuşluğun gelincikleri kadar canlı, o eli öpen dudaklar.
Sayfa 28·Kitabı okudu
Reklam
BOŞUNA yürekler çiziyorsun cama: karanlıkların prensi asker toplamakta şatonun avlusunda.Ağaca çekiyor flamasını - onun uğruna maviye dönüşen bir yaprak, sonbahar geldiğinde; Hüznün saplarını, bir de zamanın çiçeklerini dağıtıyor ordusuna;saçlarında kuşlarla, kılıçlar insin diye yürüyor. Boşuna yürekler çiziyorsun cama: kalabalığın arasında bir bir zamanlar merdivenlerde, gece vakti senin sırtından kayan bir harmaniye bürünmüş, bir zamanlar, sen de insanlar gibi sevgilim dediğinde ve alevler şatoyu sardığında... tanrı var, Ne tanıyor harmaniyi, ne de yıldızı çağırıyor, peşine takılıyor önden uçan o yaprağın. Sanki 'ey zamanın çiçeği' diye çalınmakta kulağına, 'ey bitki sürgünü'.
Sayfa 16·Kitabı okudu
İLK içen ben oluyorum, yitirdiği gözleri arayan bir maviden. Senin ayak izlerinden içiyorum, ve görüyorum: Bir incisin parmaklarımın arasından kayıp giden, büyüyorsun! Büyüyorsun bütün unutulmuşlar gibi. Yuvarlanıyorsun: Hüznün kapkara dolu tanesi, veda sallayışlarından bembeyaz olmuş bir mendile düşüyor.
Sayfa 12·Kitabı okudu
"Solmuş zamanların çiçekleri sarmış etrafımı.."
Sayfa 8·Kitabı okudu
KRİSTAL Benim dudaklarımda arama dudaklarını, yabancıyı kapının önünde, gözyaşını gözde arama. Yedi gece yüksekliğindedir ufkun ufka yolculuğu, el, yedi yürek aşağıdan çalar kapıyı, yedi gül sonra duyulur fıskiyenin şırıltıları.
Sayfa 7·Kitabı okudu
Reklam