...Bana yalan söylediler, kaderden bahsetmediler...
...üzüldüğün şeye bak...
...gam-zedeyim deva bulmam...
(Sanat müziği aşığı,
Tarih düşkünü,
Okumaya çalışan,
Kimsesiz bir kimse...)
İçimdeki öfke tıpkı senin içindeki gibi yansa da
Hiç kimse alevleri görmez
Ancak kendilerini insafsız gösteren bencil insanlara
Vahşi maymunlar ya da av hayvanları
Ya da leşin üzerinde dolaşan aç gözlü akbabalar gibi
Tiksintiyle bakabiliyorum.
Gelişme isteği ne kadar cılız olursa olsun yeterlidir çünkü isteği arttırmak için kullanacağımız doğru araçlar sayesinde onu güçlendirebilir, geliştirebilir ve güçlü ve sonsuz bir azme dönüştürebiliriz. Ne olursa olsun mutlaka istek olmalıdır, ç yoksa hiçbir şey yapamazsınız.
Bunu tamamen kabul ediyor ve tek bir iradi eylemle özgürlüğün kazanılacağını söyleyenlere inanıyoruz; bu insanın benliğini geliştirmek için verdiği karar üzerine umut bağlamasa da etkilidir. Çok zor bir işi isteksizce yerine getirmek ya da yaptığı şeyden haz almamak, tüm başarı şansından kendisini mahrum etmek. Başarılı olmak istiyorsan işini sevmek zorundasın. Ancak bir öğrenci bu sevgiye ya da isteğe ya sahiptir ya da değildir. Sahip değilse o zaman umutsuzluğa mahkumdur. Bu ikilemi biliyoruz. Evet, istek gereklidir; özgür olma isteğinin olmadığı yerde özgürlük de yoktur! Ancak bu alınyazısının etkileri sadece sınırlı sayıdaki insan için geçerlidir, hatta özgür iradenin en bağnaz partizanları bile kendilerini talihsiz bir alınyazısına sahip olarak görürler.
Herhangi bir küçük Fransız kasabasındaki insanların ezbere inançları ile bir Dominik papazının inancını kıyaslayın. Papaz dini bir doğruluk olarak gördüğü için kendisini hemen feda etmeye hazırdır, yoksulluk ve hor görülme dışındaki tüm dünya nimetlerini kendisinden esirger ve sert, zor bir yaşam sürer. Kasaba sakini ise sadece ayinlere gider ancak korkunç bencilliği ona hiçbir şekilde iğrenç gelmez. Zengindir ancak zavallı bir hizmetçiyi acımasızca çalıştırır ve ona ancak karnını doyuracak kadar ödeme yapar.