M.

M.
@Kingslayer_
Kelimeler Rüzgârdır
@Kingslayer_·
·
sabitlendi
Etme, Gel Ay Karanlık...
Reklam
“Lordum, sizin gerçek düşmanınız Lannisterlar,” diye yanıtladı Üstat Cressen. “Eğer kardeşiniz ve siz onlara karşı bir olursanız...” “Renly’yle birlikte hareket etmeyeceğim.” Stannis’in sesindeki kararlılık itiraz kabul etmeyeceğini anlatıyordu. “Kendi kendini kral ilan etmişken bunu yapmayacağım.” “Renly’yle birlikte değil o halde,” diyerek teslim oldu üstat. Lord inatçı ve gururluydu. Onu verdiği karardan döndürmenin bir yolu yoktu. “Diğerleri de işinize yarayabilir. Eddard Stark’ın oğlu Kuzey Kralı ilan edildi. Arkasında bütün Kuzey’in, Kışyarı’nın ve Nehirova’nın gücü var.” “Yeşil bir oğlan,” dedi Stannis. “Kendini kral sanan biri daha. Parçalanmış bir diyarı kabul mü etmeliyim?” “Yarım bir krallık, hiç olmayan bir krallıktan iyidir,” dedi Cressen. “Babasının intikamını almak için uğraşan delikanlıya yardım ederseniz...” “Eddard Stark’ın intikamını neden alayım? Adam benim için hiçbir şey ifade etmiyordu. Ah, Robert onu severdi. Bir kardeş gibi severdi hem de, bunu kim bilir kaç kez duydum? Onun kardeşi Eddard Stark değildi, bendim ama bana olan tavırlarından hiç anlaşılmazdı kardeş olduğumuz. Fırtına Burnu’nu onun için savundum. Mace Tyrell ve Paxter Redwyne duvarlarımızın dibinde ziyafet sofraları kurarken adamlarım açlıktan öldü. Peki, Robert bana teşekkür etti mi? Hayır. Kuşatmayı kırdığı için Stark’a teşekkür etti. Biz ot ve fare yiyorduk. Robert’ın tek emriyle koca bir donanma kurdum. Ejderha Kayası’nı onun adına aldım. Elimi sıkıp, ‘İyi iş çıkardın kardeşim, ben sensiz ne yapardım,’ dedi mi? Hayır. Willem Darry’nin, bebeği ve Viserys’i alıp kaçmasına izin vermekle suçladı beni, sanki durdurabilirmişim gibi. On beş yıl boyunca onun konseyinde oturup Jon Arryn’in diyarı yönetmesine yardım ettim, ağabeyim sarhoş olmakla, fahişelerle yatmakla meşguldü. Jon
Ejderha Kayası Lordu ve Yedi Krallık’ın Demir Taht’ının gerçek veliahdı Stannis Baratheon, geniş omuzlu, kaslı bir adamdı. Yüzü, çelik kadar sertleşene dek güneşte bırakılmış deriler gibi katıydı, insanlar Stannis’ten bahsederken sık sık sert sözcüğünü kullanırdı. Stannis gerçekten sertti. Daha otuz beş yaşına gelmemiş olmasına rağmen kafasında küçük bir tutam siyah saç kalmıştı. Saçları kulaklarının arkasında bir tacın gölgesi gibi kıvrılıyordu. Ağabeyi merhum Kral Robert son yıllarında sakal bırakmıştı. Üstat Cressen kralın o halini hiç görmemişti ama görenler, sakalının kalın, uzun ve vahşi olduğunu söylemişlerdi. Stannis bu duruma cevap verir gibi kendi sakalını ince ve kısa tıraş ettirmişti. Sakalı, köşeli çenesinin ve kemikli yanaklarının üstüne düşmüş mavi siyah bir gölge gibi görünüyordu. Karanlık denizler kadar koyu mavi gözleri, kalın kaşlarının altındaki iki açık yara gibiydi. Ağzı, soytarıların en neşelisine bile umutsuzluk verirdi; öfke, keder ve en sert emir sözleri için yaratılmıştı. Solgun ince dudakları ve perçinlenmiş çene kasları ona nasıl gülümsendiğini unutturmuştu, nasıl gülündüğünü hiçbir zaman öğrenmemişti zaten. Üstat Cressen, gece sessizliği çöktüğünde lordun diş gıcırdatmalarını yarım kale uzaktan duyar gibi olurdu bazen.
EJDERHALARIN DOĞUMU
Çatlayan bir taşın sesini duydu. Ağaçlardan, çalılardan ve otlardan kurulu yığın hareket etmeye, kendi içine doğru çökmeye başlamıştı. Köz haline gelmiş odun parçaları Dany’nin üstüne düşüyordu. Dany kıvılcımlar ve küllerle yıkanıyordu. Alevlerin arasından başka bir şey daha düştü, zıplayarak, yuvarlanarak gelip ayağının dibinde durdu. Kırılmış, üstünden dumanlar tüten, altın damarlı, kıvrımlı bir taş parçasıydı. Dünya bir kükreme sesiyle doldu. Kadınlar ve çocuklar hayret dolu çığlıklar atıyordu ama ateş duvarının arkasındaki Dany onları güçlükle duyabiliyordu. Hayatın bedeli ancak ölümle ödenir. Şimşek gibi gürültülü ve keskin ikinci çatlama sesi duyuldu. Duman Dany’nin etrafında dönerek kıvrılarak yükseliyordu. Cenaze ateşi bir kez daha sallandı. Dany ürkmüş atların bağırışlarını, Dothrakların korku ve dehşet dolu çığlıklarını duydu. Sör Jorah onun adını haykırıyor, lanetler okuyordu. Hayır, demek istedi ona. Hayır güzel şövalyem, benim için korkma. Ateş benim. Ben Daenerys Fırtınadadoğan. Ejderhanın kızı. Ejderhanın gelini. Ejderhanın annesi. Göremiyor musun? GÖREMİYOR MUSUN? Alevleri ve dumanı yerden on metre yükseğe püskürten bir patlamayla ateş yığını tamamen çöktü. Dany korkusuzca alev fırtınasının içine yürüyüp çocuklarını çağırdı. Üçüncü çatlama, dünya ikiye ayrılıyormuşçasına şiddetli bir sesle geldi. Ateş sonunda sönüp toprak üstünde yürünecek kadar soğuduğunda Sör Jorah, Dany’yi küllerin ortasında, kararmış kütüklerin, hâlâ parlayan közlerin, insan ve at kemiklerinin arasında buldu. Çırılçıplaktı, teni isle kaplıydı. Giysileri küle dönmüştü. Güzelim saçları yanıp yok olmuştu... ama Dany hiç zarar görmemişti. Kemik ve altın rengi ejderha sol göğsünü emiyordu. Yeşil ve bronz olan sağ göğsündeydi. Siyah ve kızıl olan omuzlarına uzanmış, uzun eğri boynu
RAMSAY SNOW
“Piçim ona nasıl sahip olduğumu anlattı mı hiç?” Leş en azından bunu biliyordu. “Evet lord’um. Bir at gezisi sırasında onun annesine rastlamışsınız ve kadının güzelliğine vurulmuşsunuz.” “Vurulmak?” Bolton güldü. “Ramsay bu kelimeyi mi kullandı? O çocukta şarkıcı ruhu var... ama bu şarkıya inandıysan ilk Leş’ten daha kalın kafalısın demektir. Hikâyenin at gezisi kısmı bile yanlış. Ağlayan Su boyunca bir tilkiyi kovalarken bir değirmene rast geldim ve akıntıda çamaşır yıkayan genç bir kadın gördüm. Yaşlı değirmenci, kendisinin yarı yaşından küçük genç bir kızla evlenmişti. Kız uzun boylu, söğüt gibi bir yaratıktı, çok sağlıklı görünüyordu. Uzun bacakları ve olgun eriklere benzeyen küçük, diri göğüsleri vardı. Alışıldık bir surette güzeldi. Kıza baktığım anda onu istedim. Böylesi kızlar bana layıktı. Üstatlar, Kral Jaehaerys’in, cadaloz kraliçesinin açlığını gidermek amacıyla, lordun ilk gece hakkı geleneğini bozduğunu söylerler ama eski tanrıların hükmettiği yerde eski teamüller geçerlidir. Bunu inkâr ederler ama Umberlar da ilk gece teamülünü korurlar. Bazı dağ kabileleri de öyle. Ve Skagos’da... pekâlâ, Skagos’da yapılan şeyleri sadece yürek ağaçları görür. Değirmencinin evliliği benim iznim ya da bilgim olmadan gerçekleşmişti. Adam benim hakkımı yemişti. Bu yüzden onu astırdım ve adamın cesedinin sallandığı ağacın altında hakkım olanı aldım. Doğruyu söylemek gerekirse, fahişe ip ziyan ettiğime değmedi. Tilki kaçtı, Dehşet Kalesi’ne dönerken en sevdiğim süvari atım sakatlandı. Yani neticede, o gün tatsız bir gündü. Bir yıl sonra, aynı fahişe, avazı çıktığı kadar bağıran kırmızı suratlı bir canavarla birlikte Dehşet Kalesi’ne gelmeye cüret etti ve çocuğun benden olduğunu söyledi... Anneyi kırbaçlatmak ve çocuğu bir kuyuya artırmalıydım... ama bebekte gerçekten
Reklam