M.

M.
@Kingslayer_
Kelimeler Rüzgârdır
“İntikam? Ben adaletten bahsettiğimizi sanıyordum. Clegane’in topraklarını yakmak, halkını kılıçtan geçirmek sadece sizin yaralı gururunuzu tamir etmeye yarar, adalet ve huzuru sağlamaya değil.” Genç şövalye cevap veremeden Ned köylülere döndü. “Sherrer halkı, evlerinizi ve tarlalarınızdaki ekinleri geri veremem. Ölülerinizi canlandıramam. Ama size kralımız Robert adına adalet sağlayabilirim.” Salondaki bütün gözler Ned’in üstüne sabitlenmişti. Bekliyorlardı. Ned kollarından güç alarak, kırık bacağı sargı içinde inlerken ayağa kalkmayı başardı. Acıyı hissetmiyormuş gibi yapmak için çabalıyordu. Şimdi zayıflık gösterecek zaman değildi. “İlk İnsanlar, kılıcı, hükmü verenin kullanması gerektiğine inanırdı ve biz kuzeyde hâlâ bu inanca göre hareket ederiz. Benim vereceğim cezanın infazı için başka birini yollamaktan hiç memnun olmayacağım ama başka seçeneğim yok gibi görünüyor.” Eliyle kırık bacağını gösterdi. “Lord Eddard!” Ses salonun batı duvarından, cesaretle öne çıkan gencecik yakışıklı bir delikanlıdan gelmişti. Üzerinde zırhı yokken on altı yaşından bile küçük görünüyordu Sör Loras Tyrell. Soluk mavi ipekliler giymişti. Belindeki zincir kemerde, hanedanının arması olan altın güller sıralıydı. “Cezayı sizin yerinize infaz etme onurunu bana bahşetmeniz için yalvarıyorum. Bu görevi bana verin lordum, sizi hayal kırıklığına uğratmayacağıma yemin ederim.” Serçeparmak kikirdedi. “Sör Loras, larsak, bize kesik başınızı, ağzınıza koca bir erik tıkılı halde geri gönderir. Yürüyen Dağ herkesin adaletine boyun eğecek bir adam değildir.” “Ben Gregor Clegane’den korkmuyorum,” dedi Sör Loras mağrurca. Ned ağır ağır, Aegon’ın şekilsiz tahtına tekrar oturdu. Duvar boyunca dizilmiş insanların yüzlerine baktı. “Lord Beric,” diye seslendi. “Myrli Thoros, Sör Gladden, Lord Lothar.”
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Altın olan her şey parlamaz, Her gezgin yitirmemiştir yolunu, Gücü olan yaşlı kolay kolay solmaz, Derindeki kök atlatır donu. Küllerden bir ateş dirilecek, Bir ışık fırlayacak gölgelerden, Kırılan kılıç yenilenecek, Şimdi taçsız olan, Kral olacak yeniden.
Sayfa 211 - Metis Edebiyat·Kitabı okudu
Sonra Boromir ağaçlar arasından fırlayıp gelmişti. Orkları savaşmaya zorlamıştı. Birçoğunu öldürmüştü; geri kalanlar da kaçmıştı. Fakat geri dönerken, daha pek ilerleyemeden yeniden saldırıya uğramışlardı; en azından yüz ork vardı; bazıları da çok iriydi ve yağmur gibi ok atıyorlardı: Hep Boromir'e. Boromir ormanlar çınlayıncaya kadar borusunu öttürmüştü ve ilk başlarda orklar yılarak geri çekilmişlerdi; fakat cevap yerine yankılar gelince öncekinden daha büyük bir hiddetle saldırdılar. Pippin daha fazlasını hatırlamıyordu. Hatırladığı son şey, Boromir'in bir ağaca yaslanarak vücuduna saplanan bir oku çıkarttığıydı; sonra aniden her yer kararmıştı.
Sayfa 49 - Metis Edebiyat·Kitabı okudu
Khazad-dûm Köprüsü
Balrog korkunç bir çığlıkla boşluğa düştü, gölgesi aşağı doğru dalarak gözden kayboldu. Fakat daha düşerken kırbacını savurmayı başarmıştı; kösele şeritler büyücünün dizlerini kavradı ve onu da kenara doğru sürükledi. Büyücü sendeleyerek devrildi, taşa tutunmaya çalıştı ama dipsiz çukura doğru kaymaktan kurtulamadı. "Kaçın aptallar!" diye bağırdı ve gözden kayboldu.
Sayfa 397 - Metis Edebiyat·Kitabı okudu
Ne olurdu Tanrı bir kerecik çıkıp gelse, beni evine götürse, sıcaklık, sevgi verse... Bazen bunu düşündüğümde, sadece düşünebilmek bile sevinçten ağlatır beni... Ne var ki rüzgar sokaklarda kol geziyor, yapraklar kaldırımlara dökülüyor... Gözlerimi kaldırdığımda yıldızları görürüm, hiçbir anlamı olmayan yıldızları... Ve tüm bunların ortasında ben kalırım, hiçbir Sevgi'nin evlât edinmediği, hiçbir Dostluk'un oyunlarında almadığı, yüzüstü bırakılmış, zavallı bir çocuk.
Sayfa 103 - Can Yayınları