M.

M.
@Kingslayer_
Kelimeler Rüzgârdır
"Cevap verin Leydi Stark... Sevgili Ned’iniz babasının nasıl öldüğünü anlattı mı size? Ya da kardeşinin?” “Brandon’ı babasının gözlerinin önünde boğdular ve ardından Lord Rickard’ı da öldürdüler.” Bu çirkin bir hikâyeydi ve on altı yıl öncesine aitti. Neden soruyordu ki? “Öldürdüler, evet, ama nasıl?” “Kordonla ya da baltayla, sanırım.” Jaime bir yudum içti, ağzını sildi. “Ned’in sizi korumaya çalıştığı besbelli. Bir bakire olmasa da gencecik tatlı bir gelin. Pekâlâ, gerçeği istediniz. Sorun bana. Bir pazarlık yaptık, sizden hiçbir şey saklayamam. Sorun.” “Ölü ölüdür.” Bunu bilmek istemiyorum. “Brandon ağabeyinden farklıydı, öyle değil mi? Onun damarlarında buzlu su yerine kan akıyordu. Daha çok benim gibiydi.” “Brandon size hiç benzemiyordu.” “Eğer öyle diyorsanız. İkiniz evlenecektiniz.” “Nehirova’ya doğru yola çıkmıştı ama...” bu konudan bahsetmek bunca yıl sonra bile boğazının sıkışmasına sebep oluyordu, garipti. “...Leydi Lyanna’yı duyduğunda buraya gelmek yerine Kral Toprakları’na gitti. Aceleyle verilmiş cüretkâr bir karardı.” Haberler Nehirova’ya ulaştığında kendi babasının nasıl öfkelendiğini hatırlıyordu Catelyn. Yiğit aptal, demişti Brandan için. Jaime son yarım kupa şarabı aldı. “Birkaç dostuyla birlikte Kızıl Kale’ye girdi ve Prens Rhaegar’ı dışarı çıkıp ölüme çağırdı. Ama Rhaegar kalede değildi. Aerys, oğluna karşı ölüm planı yapmak suçuyla hepsinin tutuklanması için muhafızlarını gönderdi. Diğerleri de lordların oğulları gibi görünmüştü bana.” “Ethan Glover, Brandon’ın yaveriydi,” dedi Catelyn. “Sadece o sağ kurtuldu. Diğerleri Jeffory Mallister, Kyle Royce ve Elbert Arryn, Jon’un yeğeni ve vârisi.” Bunca sene sonra isimleri hatırlaması tuhaftı. “Aerys onları vatan hainliğiyle suçladı ve suçun hesabını vermeleri için babalarını konseye çağırdı,
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ozan Bael-Kışyarı'nın Gülü
“Pekâlâ, Bael çok uzun zaman önce özgür insanların kralıydı, kudretli bir akıncıydı.” Taşyılanı homurdandı. “Bir katil, hırsız ve tecavüzcüydü demek istiyorsun.” “Bu da nerede durduğuna bağlı,” dedi Ygritte. “Kışyarı’ndaki Stark, Bael’in kafasını istedi ama asla alamadı ve başarısızlığın tadı onu hasta etti. Bir gün ağzındaki acılıkla Bael’e ödlek dedi, sadece zayıf olanları avlayan bir korkak. Bu sözler kulağına gittiğinde Bael, lorda bir ders vermek için yemin etti. Sur’u aştı, Kral Yolu’nu geçti ve bir kış gecesinde elinde arpıyla Kışyarı’na girdi. Adının Sygerrik Skgos olduğunu söylemişti. Sygerrik Eski Dil’de ‘hilekâr’ demektir, bu dili İlk İnsanlar konuşurdu ve devler hâlâ konuşur. Kuzey ya da güney, şarkıcılar her yerde hoş karşılanır. Bael, Lord Stark’ın sofrasına oturdu ve yüksek koltukta oturan lord için gece yarısına kadar şarkılar çaldı. Eski şarkıları ve kendisinin yazdığı yenileri söyledi. O kadar güzel çalıp söylüyordu ki bitirdiğinde lord, Bael’in kendi ödülünü kendisinin seçmesine izin verdi. ‘Bütün istediğim bir çiçek,’ dedi Bael. ‘Kışyarı’nın bahçelerinde açan en güzel çiçek.’ Kış gülleri sadece o vakitler açıyordu ve onlardan daha nadir, daha kıymetli çiçek yoktu. Stark, cam bahçelerine birini gönderdi ve şarkıcının ödemesini yapmak için en güzel kış güllerinin toplanmasını emretti. Emri yerine getirildi. Ama sabah olduğunda şarkıcı ortadan kaybolmuştu... Lord Brandon’ın bakire kızı da öyle. Yatağını boş buldular ama kızın yastığının üstünde Bael’in bıraktığı mavi gül vardı.” Jon daha önce bu hikâyeyi duymamıştı. “Hangi Brandon’dan bahsediyorsun? Mimar Brandon, Kahramanlar Çağı’nda yaşamıştı, Bael’den binlerce yıl önce. Yangın Brandon ve onun babası Gemici Brandan da vardı ama...” “Bahsettiğim Mahdumesiz Brandon,” dedi Ygritte sertçe. “Hikâyeyi
“Lord Stark,” dedi Jon. Babasına böyle resmi hitap etmesi garipti. Bran umutsuzca Jon’a bakıyordu. “Beş yavru var. Üç erkek, iki dişi,” dedi Jon babasına. “Ne demek istiyorsun?” diye sordu lord. “Sizin de beş meşru evladınız var. Üç oğul, iki kız. Ulu kurt Stark Hanedanı’nın arması. Bu yavrular sizin çocuklarınız tarafından sahiplenilmek için doğmuş.” Bran babasının yüz ifadesinin değiştiğini gördü. Kafiledeki adamlar bakışıyordu. Bran yedi yaşında olmasına rağmen ağabeyi Jon’un ne yaptığını anlamıştı. Yavruların sayısı lordun çocuklarına denkti çünkü Jon kendisini hesaba katmamıştı. Kızları ve hatta bebek Rickon’ı saymıştı ama kuzeyde gayrimeşru doğan şanssız çocuklara verilen “Kar” soyadını taşıyan kendisini toplamın dışında tutmuştu. Babaları da Jon’un ne yaptığının farkındaydı. “Kendin için bir yavru istemez misin Jon?” dedi yumuşacık bir sesle. “Bu ulu kurt Stark Hanedanı’nın sancağını onurlandırıyor,” dedi Jon. “Ben bir Stark değilim baba.” Lord babaları düşünceli fakat takdir dolu bir ifadeyle baktı Jon’a.
Jaime tekrar oturdu ve Karakazan’a döndü. “Sör Osmund, sizi tanımıyorum. Bunun tuhaf olduğunu düşünüyorum. Turnuvalarda, meydan dövüşlerinde ve Yedi Krallık’ın dört bir yanındaki mücadelelerde dövüştüm. Bütün vasıfsız şövalyeleri, hürsüvarileri ve müsabaka meydanında hiçbir kabiliyeti olmadan mızrak kırmaya cüret etmiş her küstah yaveri tanırım. Peki nasıl oldu da sizi hiç duymadım Sör Osmund?” “Bunu bilemem lordum,” dedi adam. Yüzünde büyük, geniş bir gülümseme vardı; o ve Jaime, eğlenceli bir oyun oynayan iki silah arkadaşıymış gibi. “Ben askerim, turnuva şövalyesi değil.” “Kardeşim sizi bulmadan önce nerede görev yaptınız?” “Orada burada lordum.” “Güneyde Eski Şehir, kuzeyde Kışyarı’nda bulundum. Batıda Lannis Liman’ı, doğuda Kral Toprakları’nda bulundum. Ama hiçbir zaman Orada bulunmadım. Burada da.” Jaime, bir parmağın özlemini duyarak, bilek kökünü Sör Osmund’ın burnunun ucuna kaldırdı. “Bir kez daha soracağım. Nerede görev yaptınız?” “Basamaktaşı’nda. Bir süre Münazaalı Topraklar’da. Orada daima savaş vardır. Yiğit Adamlar’la at sürdüm. Lys ve Tyrosh için savaştık.” Ücretini ödeyen herkes için dövüşürsün. “Şövalyeliğinizi nerede kazandınız?” “Bir muharebe meydanında.” “Sizi kim şövalye ilan etti?” “Sör Robert... Taş. Kendisi öldü lordum.” “Elbette.” Sör Robert Taş’ın, Münazaalı Topraklar’da kılıcını satan Vadili bir piç olduğunu düşündü Jaime. Öte yandan bu adam, Sör Osmund’ın ölü bir kraldan ve bir kale duvarından oluşturduğu sahte bir isimden ibaret de olabilirdi. Cersei bu herife beyaz pelerin verirken ne düşünüyordu? Karakazan bir kılıç ve bir kalkanın nasıl kullanıldığını biliyor olmalıydı en azından. Paralı askerler dünyadaki en onurlu adamlar değillerdi ama hayatta kalabilmeleri için bazı yeteneklere sahip olmaları gerekirdi. “Pekâlâ sör,” dedi Jaime,
Barristan Selmy (Beyaz Kitaptan)
Selmy Hanedanı’ndan Sör Barristan. Hasat Kalesi’nden Sör Lyonel Selmy’nin ilk oğlu. Sör Manfred’in yaveri olarak hizmet verdi. 10. yılında, Karaliman’da düzenlenen turnuvada gizemli şövalye olarak boy göstermek üzere ödünç alınmış bir zırh kuşandığında, “Cesur" adını aldı, bu turnuvada mağlup edildi ve Prens Ejderhakanat Duncan tarafından miğfersiz bırakıldı. 16. yılında, Kral Toprakları’ndaki kış turnuvasında, Prens Küçük Duncan ve Kral Muhafızları Lord Kumandanı Sör Uzun Duncan’ı mağlup ederek gösterdiği olağanüstü cesaret ve başarıdan sonra, Kral V. Aegon Targaryen tarafından şövalye ilan edildi. Karaateş’in Taht Talipleri’nin sonuncusunu, Dokuzmetelik Kralları’nın Savaşı sırasında teke tek bir mücadelede katletti. Lormelle Uzun Mızrak, Cedrik Fırtına ve Bronzkapı Piçi’ni yendi. 23. yılında, Lord Kumandan Sör Gerold Hightower tarafından Kral Muhafızı ilan edildi. Gümüş Köprü turnuvasında, geçidi bütün müsabıklara karşı korudu. Bakire Havuzu’nda düzenlenen meydan dövüşü müsabakasının muzafferi oldu. Gölgeli Vadi İsyanı’nda, göğsüne aldığı bir ok yarasına rağmen, Kral İkinci Aerys’i güvenliğe kavuşturdu. Yeminli Kardeşler’inden Sör Gwayne Gaunt’un ölümünün intikamını aldı. Leydi Jeyne Swann ve rahibesini, Simon Toyne ve Gülümseyen Şövalye’yi yenerek ve diğerlerini öldürerek Kral Ormanı Kurdeşliği’nin elinden kurtardı. Eski Şehir’deki turnuvada, Karazırh isimli gizemli şövalyeyi yendi. Gizemli şövalyeyi miğfersiz bırakarak, onun Yukarı Topraklar Piçi olduğunu açığa çıkardı. Fırtına Burnu’ndaki turnuvada; Lord Robert Baratheon’ı, Prens Oberyn Martell’i, Lord Leyton Hightower’ı, Lord Jon Connington’ı, Lord Jason Mallister’ı ve Prens Rhaegar Targaryen’ı atsız bırakarak turnuvanın yegâne şampiyonu oldu. Üç Dişli Mızrak Savaşı’nda, Yeminli Kardeşler’inin ve Ejderha Kayası