"Avukat Bey, Menderes nasıl, görüşe gidebildiniz mi?" Düşünüyorum, Menderes diye bir tutuklu yok.
"Kim, kim?"
"Menderes, ben Menderes'in babasıyım, Kars'tan arıyorum."
Arkadan kadın sesleri de geliyor, birileri amcaya sufle yapıyor:
"Paşa, Paşa desene."
"Paşa Paşa, Avukat Bey, Paşa'yı soracaktım?"
Paşa'ya durumu anlatınca gerçek aydınlandı.
Paşa 1959 yılında doğuyor, fakat babası hemen nüfusa kayıt ettirmiyor. Bir iki sene sonra gidiyor nüfus memurluğuna,
"Çocuğu nüfusa kayıt ettirecektim."
"Adı ne amca?"
"Menderes..." Adam birden kafasını kaldırıyor önündeki kâğıtlardan, telaşlı. Sus işareti yapıp amcayı odaya alıyor.
"Amca Menderes olmaz. Menderes asıldı bilmiyor musun?" Paşa'nın babası şaşkın, memurun korkusu ona da bulaşıyor.
"Ne koyalım o zaman?"
"Paşa koy, paşaların zamanı şimdi..."
İşte bizim Paşa'nın isim öyküsü böyle, bu aynı zamanda Türkiye'nin siyasî tarihi için de küçük bir kan tahlili. Bu örnekle devletin zihniyetini çözmek mümkün.
"Ulan Paşa" dedim, "Hayata Menderes olarak başla, sonra paşa ol, şimdi gel komünist partisi üyeliğinden yargılan." Nereden nereye... Hayat bu!