M.

M.
@Kingslayer_
Kelimeler Rüzgârdır
Dunk çimenlerle kaplı müsabaka alanlarına ve locadaki boş sandalyelere bakıp kendi şansını tarttı. Tek bir zafere ihtiyacı vardı, o zaman kendini sadece bir saatliğine de olsa Ashford Çayırı şampiyonlarından biri olarak adlandırabilirdi. İhtiyar neredeyse altmış yıl yaşamış ve hiç şampiyon olamamıştı. Eğer tanrılar yanında olursa umut edilmeyecek şey değil. Duyduğu tüm şarkıları aklına getirdi; kör Symeon Yıldız-Göz ve Ayna Kalkanı'ndan asil Serwyn'in, Ejderşövalye Prens Aemon'ın, Sör Ryam Redywne'in ve de Ahmak Florian'ın şarkılarını düşündü. Her biri Dunk'ın karşılaşacağı rakiplerden çok daha korkunç düşmanlara karşı zaferler kazanmıştı. Ama onlar muazzam kahramanlardı, Florian dışında hepsi soylu doğmuş cesur adamlardı. Ben neyim peki? Bit Çukuru'ndan Dunk mı? Yoksa Sör Uzun Duncan mi?
Sayfa 45·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kurumayı beklerken karaağacın altında çıplak oturdu, sazlıkların arasında bir ejderböceğinin' hareket etmesini izlerken cildindeki bahar havasının sıcaklığının tadını çıkardı. Neden ona ejderböceği demişler ki? diye sordu kendine. Ejderhaya hiç benzemiyor. Gerçi Dunk hiç ejderha görmemişti. Ama ihtiyar görmüştü. Büyükbabası onu Kral Toprakları'na götürdüğünde Sör Arlan'ın nasıl küçük bir çocuk olduğunu ve ölmeden bir yıl önce oradaki son ejderhayı nasıl gördüklerine dair hikâyeyi en az elli kere dinlemişti ondan. Yeşil bir dişiydi, küçük ve bodurdu, kanatları kuruyup kalmıştı. Yumurtalarının hiçbiri çatlamamıştı. "Bazıları Kral Aegon'ın onu zehirlediğini söylüyor," derdi ihtiyar. "Kral Daeron'un babası olan değil, Ejderha Felaketi veya Talihsiz Aegon dedikleri üçüncü Aegon'ın. Ejderhalardan korkuyordu çünkü dayısının canavarının, gözleri önünde annesini yuttuğuna şahit olmuştu. Son ejderha öldüğünden beri yazlar artık daha kısa, kışlar ise daha uzun ve amansız."
Sayfa 25 - Epsilon Yayınları·Kitabı okudu
Burada anlatılan hikâye Taht Oyunları'nda tasvir edilen olaylardan yaklaşık yüz yıl önce vuku bulmuştur.
Sayfa 13 - Epsilon Yayınları·Kitabı okudu

M.

, bir kitap okudu
8/10
·254 syf.·
15 günde okudu
·
2025 2. kitabı
Hasan Ürel
8.7/10 · 5 okunma
İŞTE BIRAKILAN O LÂNETLİ MİRAS *Otoriter-militarist bir ideoloji, *Devlete kutsallık atfeden, bireyi yok sayan bir Anayasa, *Türklüğü yücelten, diğer ırkları aşağılayan nasyonalist bir toplum; Türkiye'de yaşayan diğer ırkların tehdit olarak algılanması, onların en küçük hak taleplerinin dahi terör olarak kategorize edilmesi, *Siyasî alanı kontrol eden Milli Güvenlik Devleti, *Bireyi yok sayan, devleti kutsayan bir yargı sistemi, *Bütün kamu alanlarında militarizmi yücelten bir düzen; YÖK, TRT gibi merkezî örgütlerde değişmez askeri temsilcilerin bulundurulması, *Askerî eğitimin, otoriter bir zihniyetle Türk olmayanların düşman oldukları felsefesi üzerine oturtulması, bu eğitimden geçenlerin memleketin gerçek sahibi olduğuna inandırılmaları, *Türk İslâm Sentezi gibi yapay bir ideolojiye göre dü-zenlenen eğitim sistemi, *Her türlü yaratıcılığı aşağılayan, ezberciliği ve nakl-i ilmi yücelten öğrenci yetiştirme düzeni sayesinde otoriteye biat eden, edilgen bireylerin yetiştirilmesi, *Otoriter laik bir sistem kurulması; devletin toplumda var olan farklı inançlar / inançsızlıklar karşısında hakem değil, onlardan birine taraf olması, *Devletin resmî ideolojisine bağımlı bir medya düzeni yaratılması, *Ataerkil erkek egemen bir sosyal hayatın yüceltilmesi, homofobik bir toplum yaratılması, *Şiddetin her alanda yüceltilmesi, asker millet mitinin yerleştirilmesi, *Sanatı ve edebiyatı küçümseyen, "Ne yapayım ben öyle aydını; Vahdettin de aydındı" diyerek sanatçılara 'vatan hâini' muamelesi yapan bir zihniyet alt yapısı oluşturulması,
Sayfa 233·Kitabı okudu