M.

M.
@Kingslayer_
Kelimeler Rüzgârdır
BLACKFYRE İSYANI
Senin eski efendin Pennytree'li şövalye... O, Karaateş İsyanı'nda savaştı mı?" "Savaştı, lordum. Beni almadan önceydi." Dunk o zamanlar üç ya da dört yaşından fazla yoktu ve Bit Çukuru sokaklarına yarı çıplak koşturuyordu, bir çocuktan ziyade bir hayvana benziyordu. "Kırmızı ejderin tarafında mıydı, yoksa siyahın mı?" Kırmızı mı siyah mı? Şu an dahi tehlikeli bir soruydu. Fatih Aegon'ın hüküm sürdüğü günlerden beri Targaryen hanesinin arması, siyah zemin üzerine kırmızı üç başlı bir ejderhaydı. Sahtekâr Daemon ise başla pek çok piçin de yaptığı üzere, kendi armasında renkleri tersyüz edilmiş Targaryen arması kullanmıştı. Sör Eustace benim bağlı bulunduğum lord, diye kendine hatırlattı Dunk. Bunu sormak hakkı. "Lord Hayford'ın sancağı altında dövüşmüş, lordum." "Altın renk üzerine yeşil bir arma, üzerinde yeşil, dalgalı bir çizgi olan?" "Olabilir, lordum. Yumurta bilir bunu." Çocuk, Westeros'taki Şövalyelerin yarısının armalarını ezbere sayabilirdi. Lord Hayford önde gelen kral destekçilerinden biriydi. Kral Daeron onu savaştan hemen önce El ilan etmişti. Ondan önceki El olan Lord Buterwell sadakatini sorgulatacak kadar kötü bir yönetim yürütmüştü Lord Hayford her zaman güvenilirdi." ama "Düştüğünde Sör Arlan yanı başındaymış. Kalkanında üç tane kale motifi olan bir lord katletmiş onu." "O gün birçok iyi adam canını verdi, her iki taraftan da. Savastan önce cimenler kırmızı renkte değildi. Sör Arlan bundan bahsetti mi sana?" "Sör Arlan savaş hakkında konuşmayı hiç mi hiç sevmezdi. Orada yaveri ölmüş. Pennytree'li Roger'mış ismi, Sör Arlan'ın kız kardeşinin oğlu Adını anmak dahi Dunk'ı belirsiz bir suçluluk hissine sevk etmişti. Onun yerini çaldım. Sadece prenslerin ve büyük lordların iki yavere sahip olacak imkânları vardı. Eğer Değersiz Aegon, kılıcını piç oğlu
Sayfa 159 - Epsilon yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Çocuk dizgine uzandığında Sör Bennis boğazını temizleyip tükürdü. Parlak kırmızı renkteki balgam topağı çocuğun iki ayak parmağının arasına geldi. Yumurta, boz şövalyeye buz gibi gözlerle baktı. "Ayağıma tükürdünüz, sör."
Sayfa 131·Kitabı okudu
Ejderha Kayası Prensi, Kral Eli, Diyarın Koruyucusu ve Westeros'un Yedi Krallığı'nın Demir Tahtı'nın varisi, Targaryen Hanesi'nden Baelor, Cockleswent Nehri'nin kuzey kıyısındaki Ashford Kalesi'nin avlusunda ateşe verildi. Diğer büyük haneler ölülerini karanlık yerlere gömmeyi veya soğuk yeşil denize batırmayı seçebilirlerdi ancak Targaryenlar ejderhanın kanındandı ve nihai yolculuklarına alev ile çıkarlardı.
Sayfa 112·Kitabı okudu
ARANIZDA GERÇEK BİR ŞÖVALYE YOK MU?
Dunk çit boyunca yavaşça atını sürdü. Loca şövalyelerle doluydu. "Lordlarım," diye hitap etti onlara. "Hiçbiriniz Pennytree'li Sör Arları hatırlamıyor musunuz? Ben onun yaveriydim. Birçoğunuza hizmet ettik Masalarınızda yemek yedik ve salonlarınızda uyuduk." Manfred Dondarrion'ın en üst sırada oturduğunu gördü. "Sör Arlan, lord babanızın hizmetindeyken yaralandı." Şövalye yanındaki leydiye bir şey söyledi, Dunk'ı dikkate almadı. Dunk devam etmek zorunda kaldı. "Lord Lannister, Sör Arlan turnuvada sizi bir kez atınızdan düşürdü." Gri Aslan eldivenli ellerini inceleyerek gözlerini kaldırıp bakmayı kasten reddetti. "O iyi bir insandı ve bana nasıl şövalye olunacağını öğretti. Sadece kılıç ve mızrak kullanmayı değil, onuru da. Bir şövalye masumu savunur, derdi. Tüm yaptığım buydu benim de. Yanımda savaşacak bir şövalyeye daha ihtiyacım var. Bir şövalye daha, hepsi bu. Lord Caron? Lord Swann?" Lord Caron kulağına fısıldayınca Lord Swann hafifçe güldü. Dunk, Sör Otho Bracken'ın önünde dikildi ve sesini alçalttı. "Sör Otho, herkes sizi harika bir şampiyon olarak biliyor. Bize katılın, yalvarıyorum. Eski ve yeni tanrıların adına. Davam adildir." En azından cevap verebilecek zarafeti olan Bracken Zalimi, "Olabilir," dedi. "Ama bu senin davan, benim değil. Seni tanımıyorum, evlat." Kederlenen Dunk, Gökgürültüsü'nü soluk, duygudan yoksun adamların önünde bir ileri bir geri hızla koşturdu. Umutsuzluğa düştüğü için bağırdı. "ARANIZDA GERÇEK BİR ŞÖVALYE YOK MU?" Gelen tek cevap sükûnetti. Meydanın öbür ucunda Prens Aerion kahkaha attı. "Ejderhayla alay edilmez," diye seslendi. Sonra bir ses geldi. "Ben Sör Duncan'ın tarafında olacağım." Nehri kaplayan sislerin içinden siyah bir aygır, sırtında siyah bir şövalye ile kendini gösterdi. Dunk, ejderha kalkanını ve kırmızı sırlı,
Sayfa 99·Kitabı okudu
"Sizi rüyamda gördüm," dedi prens. "Bunu handa söylemiştiniz." "Söyledim mi? Yani, öyle işte. Benim rüyalarım sizinki gibi değil, Sör Duncan. Benimkiler gerçektir. Korkuturlar beni. Siz korkutuyorsunuz bent. Sizi ve ölü bir ejderhayı gördüm rüyamda. Devasa bir canavardı, kocamandı, kanatları o kadar büyüktü ki bu çayırları örtebilirdi. Sizin üzerinize düşmüştü ama siz canlıydınız ve ejderha ise ölmüştü." "Ben mi öldürdüm?" "Bunu söyleyemem ama siz oradaydınız, keza ejderha da. Bir zamanlar ejderhaların efendisiydik, biz Targaryenlar. Artık hiç ejderha yok ama biz buradayız. Bugün ölmek istemiyorum. Nedenini sadece tanrılar bilir ancak ben bilmiyorum. Öyleyse bana bir lütuf gösterin ve öldürdüğünüzün kardeşim Aerion olduğundan emin olun." "Ben de ölmek istemiyorum," dedi Dunk. "Yani, ben sizi öldürmeyeceğim, sör. Suçlamamı da geri çekeceğim ama Aerion kendininkini geri çekmedikçe faydası olmaz." İç çekti. "Sizi yalanımla öldürmüş olabilirim. Eğer öyleyse, özür dilerim. Cehenneme mahkûmum, biliyorum. Muhtemelen şarapsız bir cehenneme." Ürperdi ve bunun üzerine serin, çiseleyen yağmurda yolları ayrıldı.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Reklam