içerisi karanlık, mutfakta kimse yok, oturma odasind. kimse yok, kütüphanede kimse yok. Yatak odalarindan biri.- nin kapısını açıyorum ve hepinizi, üçünüzü orada aynı yatakt sarmaş dolaş uyurken buluyorum. Yatağınıza girip fare gib sessizce yatıyorum. Uyuyan insanlarla çevriliyim, bana geler insanlar, benden çikan insanlar, tüm sesler ve kokular oda yı dolduruyor, çocuğun-düzenli solukları, senin tatl kokun Anladım ki en derin, en aci verici huzursuzluğu düşünerek savuşturmak nadiren başarılabiliyor, düşünceleri bedene yön- lendirmek bedenin nasil hissettigine bakmak daha akillıca ve Bo'ya sokulduğumda işe yarıyor bu. Bo'nun teninir sıcaklığı- ni hissetmem göğsünden gelen hirltılarıi duymam gerekiyor, çünkü o zaman huzursuzluk başka bir şeye dönüşüyor, çözü- lüyor, kayboluyor.
Uvkusuzluk beni çevremdeki dünyadan koparmıştı, eğer karanlık gece demektiyse gece oldu, sonra dışarısı aydınland ama ben ışığı görmedim, insan uyumadan uyandığında kus cıviltlarına bile sevinemiyor. Însan uykusuz olunca kuşların sarkılarının değerini bilmiyor. Sabahın eli kulağındaydı, yen: bir gün başlıyordu, ama ben her șeyi bozmuştum. Bebek için olmak istediğim ve uyuyabilseydim olabileceğim kadar iyi olmayı başaramayacaktım; gündüz de uyuyamazdım, gündüz uykusu bildiğim en iç kararticı şeylerden biriydi
Şimdi acıkan sensin. Bedenimde hissediyorum, süt kendi ni zorla dışarı itiyor, sonra sen uyanıp ağlamaya başlıyorsun, neredeyse her zaman bu sırayla oluyor, sanki hâlâ avnı beden paylaşıyoruz.