İnsanın tek gerçek özgürlüğü yalnızlığıdır. Ve yalnızlığı küçük düşürense bağımlılıklardır. Aşklar, alkol, nikotin, ahlakî değerler, uyuşturucular... Hepsi de birer pranga olabilir her an, insanın ayağına. Zevk veren prangalar. Ortak özellikleri, varlıklarının verdikleri zevkin uzun bir süre sonra hissedilememesi, yokluklarının ise derhal kalpte bir ağrı yaratmasıdır. Bağımlı insan atlı karıncaya binmiş gibidir. Ne bir varış noktası, ne de bir ilerleme vardır hayatında. Herkes ilk başladığı yerde, midesi kaldırana kadar döner durur... İnsanın kendiyle mücadelesi, bağımlılıklarını yok etmesiyle başlar. Yıllarca uğraştım hepsinden vazgeçmek için. Yıllarca teker teker vücudumu ve beynimi kaplayan bu kabukları soydum. Ama her erken koparılmış kabuk gibi izleri kaldı zihnimde.
“Dilek tut!” diye bağırdı. Hayatımda ilk defa bir tane tuttum. Arzumun muhatabının kim olduğunu bilmiyordum tabiî. Pasta tanrısı mı, mum tanrısı mı, krema mı?
Ah Grişa. Bazi zaman kızdım, bazi zaman birlikte üzüldük, bazi zaman da oh olsun dedim. Ama seninle yolumuzun bitmesi içimi burktu. Nehir gibi romandin sen Durgun Don. Ismin gibi. Sayfa sayin gibi. Şolohov, tanıştığımıza çok memnun oldum. Iyi ki yazmışsın. Kalemine sağlık.