Fakat Müslümanlar'ın gönüllerinde belki de bu zaferden dolay söyle yanlış bir duygu geliști:
"Tabii olan Müslümanlar'in zaferidir, başkası olamaz; ne olursa olsun her zaman muzaffer olmak haklarıdir Kendileri Müslüman, düsmanlan kâfir değil mi? O halde Müslümanlar kâfirlerle nerede karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, mutlaka zafer kendilerinindir. "
Ancak zafer ve hezimet konusunda Allah'in sünneti bu derece basit ve sade değildir. Bu kanunun insanlari yetiştirmekte, savaş saflar oluşturmakta, hazırlık yapmakta, programa tâbi olmakta, itaat ve nizama bağļanmakta, nefsin kuşkuları ve savaş sahasının hareketleri icin uyanık olma konusunda birtakım gerekçeleri vardır. İşte Uhud savaşındaki hezimet konusunda Allah'ın insanlara öğretmek istediği husus budur. Âl-i imrân sûresinin çok canli, derinden etkileyici bir șekilde ortaya koyduğu gibi bu hezimetin sebebi bazi Müslümanlar'ın yanlış davranışlarıdır,.