Ayette inkarcılarin kalpleri demir ya da benzeri madenlerle değil özellikle tas ile sembolize ediliyor. Cünkü ates, demir turevi madenleri eritip yumuşatıtr, onlardan tabak, çanak elde edilir. Fakat ates ya da başka bir sey taşi yumuşatamaz, o her zaman sertir. İnkârın kalbi dönüştürdügü yapı o kadar kötüdür ki, taş benzetmesi durumun vahametini anlamamız için son derece çarpicıdır. Üstelik Rabbimiz inkârcıların kalbinin taştan bile daha kati olduğunu bildiriyor. Çünkü taşlar kirilarak un ufak edilebilir, fakat kisi istemedikçe hiçbir sey onun kalbini yumuşatamaz. Böylece kalp taştan daha kat bir forma bürünebilir. Aynı zamanda tas, katı olmasına rağmen yarılip içinden irmaklar fişkırır. Ancak inançsızların kalbi öylesine katıdır ki ondan hiçbir güzellik meydana gelmez.
Mumin, isledigi küçük bir günahı tepesinde dikilip üzerine duseceginden korktuğu bir dağ gibi görür. Buna karşılık günahı: kanıksamıs kimse onu burnunun üzerinden geçen sinek gibi kabul eder
Sirf herkes ona tabi oluyor diye hatalar görmezden gelinir, yanlışının olabileceğini düşünmek şöyle dursun, muhakkak bir bildiği olduğuna inanilir. Olur da hatası ayan beyan ortaya çikarsa sırf onu dokunulmaz bir makama oturttukları için, günahına sahip çıkmak ya da düşmana pirim vermemek gibi sözde iyi niyetlerle hatalarını örtbas etmek dindarliktan sayılır. Oysa ne vahim bir yola girdiklerinin, Resulullah'ın (sav) çizdiği samimi din anlayışından ne denli uzaklaştiklarinın farkına bile varmazlar.
Ve daha başka örnekler çikmaya devam eder karşilarina, Dini sirf ceplerini doldurmak için kullananlar, din ile insanların sevgisini kazanarak popüler olup sevgi açıklarını giderenler, dindar görünerck güven toplayip layık olmadklari makama oturanlar ve kalbi tepetaklak olmus niceleri.
Peki, hangi davranışlar bebeğimizin güvenini sarsar? Anne, ilgi göstermekten çok yorulduğunu ve zorlandığını düşünerek bebegine karşı kaçıngan davranırsa, bakımını yapmaktan geri durup başkasına devrederse, bebeğini, hayatıinın ve hedeflerinin önünde engel kabul edip yapamadıkları için onu suçlarsa, ihtiyaçlarını gerektiği zamanda karşılamaz ve ihmal ederse aralarındaki güven baği temelden sarsilir. Bebek, iç dünyasinda kaygı ve belirsizlik artarak, "'Annem benden kaçıyor, bana bakmak ona zor geliyor, acaba beni birakıp gidecek mi?" düşüncesine kapilir. Bu durumda onu kaybetmemek için anneye daha cok yapisir ve ihtiyaçlarini ifade emek için ağlayıp tepkisel davranışlar sergiler. Ancak güven baği olusmuş bir çocuk, genellikle böyle davranışlara ihtiyaç duymaz
Hikmet ehli, "Nefsi oyala, aklın tekliflerini ise hemen yerine getir. Eger nefis sana boyun egmezse ona sonra yapacağim' diyerek umudunu tamamen kesmeden oyala. Çünkü nefis umuda boyun eğer," demişlerdir, Böylece oyalanan nefsin dikkati dağılacak ve sonra da isteği azalacaktır.