Kitab Ana ve Baba

Bilindiği üzere, Şarkışlalı Âşık Veysel ünlü ve aynı zamanda yaşamı boyunca sistemle ters düşmemeye büyük özen göstermiș bir ozandır. Yașar Kemal in 1960 li yilların başlarında Ant dergisinde yayımlanan anlatımı, saz yasağının sistemle barışık olmaya özen gösteren ozanlar için de katı bir șekilde uygulandiğını ortaya koyuyor. Yaşar Kemal in Âşık Veysel in ağzından konuyla ilgili anlatımı șöyle: "Bir zamanlar sazımla Sivas' a inemez olmuștum. Bir polis, bir jandarma sazımı görmesin; hemen elimden alıyor, doğru firina atryorlardi. O zamanlar Sivas'ta niçin Âşik Veysel'in sazını alırlar da yakarlardı? Şükrü Kayanın Dâhiliye Vekilligi siralarındaymış. Ahmet Kutsi Tecer de tam bu sıralar Sivas'ta öğretmenmiş. Bir gün Veysel ona gelmiş. Tecer (Hani sazın?) diye sormuș. Veysel de başina gelenleri anlatmış. Ahmet Kutsi Tecer, Vali' ye gitmiş. (Vali Bey) demiş, (Bugün polisler Âşık Veyselin sazını elinden alıp fırinlamislar Doğru mu bu?). Vali, (Doğru) demiș. Tecer (Neden?) diye sormuș. Vali, (Saz çalmak gericiliktir.Saz gerici bir müzik aletidir. Dahiliye Vekâletinden böyle emir aldık. Tecer, Valiye, sazın öyle bir sey olmadığını dili döndüğünce anlatmaya çalışmış, olmamış. Anan yahși, baban yahși... Kutsi Tecer gelmiş Ankara"ya, sazın gerici bir âlet olmadığını anlatmak için akla karayı seçmiș ama anlatmış sonunda. Halk şairlerinin sazlari da fırınlanmaktan kurtulmuş.
Sayfa 270·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Alevilik ve Mustafa Kemal
Kanunla(Tekke ve zaviyelerin kaldırılması Kanunu) yüzlerce yıllık evveliyatı bulunan Alevi tekke ve dergâhları kapatıldı,buralardaki maddi ve manevi değerlere el konuldu. "Seyh,seyit, dede, pir, derviş, mürid, mürșit, çelebi, baba" gibi Alev inancında hayati bir önemi bulunan dinsel unvanlar yasaklandı Bilindiği üzere bu unvanların sahipleri daha çok sözlü kültürle kendisini gelecek kuşaklara taşıyan Aleviliğin yaşamasında birinci derecede önem ve sorumluluk taşımaktadırlar. Aleviliğin "dede-talip ekseninde yaşanan bir inanç ve ibadet biçimi olduğu dikkate alınacak olursa, "dede" veya "pir" olmanın yasaklanmasının, doğrudan Aleviliğin yasaklanması demek olduğu açıklıkla anlaşılacaktır. Alevi inanç rehberleri, bu yasa ile birlikte "falcı, üfürükçü, büyücü" türü sahtekârlıklarla ayni kefe içerisinde degerlendirildi.Aleviliğe özgü giyim-kuşam şekilleri de yasaklandı. Kanunun getirdiği yasaklara uymayanlar, hapis ve para cezalarına çarptırılacaktı
Sayfa 260·Kitabı okudu
"Öyle görünüyor ki Gazi Mustafa Kemal,Saltanat ve hilafetin lagv gibi, bunların devamı olan șeriatmahkemelerinin kaldırilması, medreselerin kapatılması, hulasa devletin laikliğe yöneltilmesi hareketlerinde,Meşrutiyet devrinin taassupla műcadele cereyanlarndan elbette ki az çok etkilenmiştir. Çocukluk ve ilk gençlik hayatında mutaassip bir aile terbiyesi almamış olmasının etkileri de buna eklenmelidir. Bunlardan başka, çağ'ın akışından gelen sezgileri, milletin mutaassıp değil, cahil olduğu yolunda, görgüye dayanan kanaatlerini de bu etkiler arasında saymalıdır. Ama gene de bu Laisizm hamlesini, bütünü ile Gazi Mustafa Kemal'e mal etmekte tam bir isabet vardır." (Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam, c.3. Remzi Kitabevi, 16.basım, 1999, s.169.)
Sayfa 248·Kitabı okudu
asdfgjllk. Kizilderililer aslında Türk tu efsanesi :)
"Türk dilinin dünyada esas bir dil olduğu ve dünya dillerindeki birçok kelimenin Türkçe'den tūremiș" olduğu iddiasıydi. Bu görüşü doğrulamak maksadıyla ortaya atılan bazı örnekler olduğu bilinmektedir. Bunlardan en cok bilineni, Niagara Şelalesi isminin hikâyesidir ve şöyledir: Bering Boğazí ndan geçerek Amerika ya giden ve orada "Kizilderililer" haline gelen Türkler, kıtayı keşfe çıkarlar. Karşılarına çikan korkuns gürültülü șelaleyi görünce, "Ne yaygara! Ne yaygara!" derler, Bu "ne yaygara" zaman içerisinde "Niagara" olur... Bir başka örnek: Amerika' yi keșfe devam eden Türkler, günümüzdeki Amazon nehri ile karşılaşınca, "amma uzun" demişler. Bu da zamanla " Amazon" olmuș..
Sayfa 239·Kitabı okudu
Bilindiği üzere Güneş Dil Teorisi, Türkçe' nin insanlığın ilk dillerinden biri olduğunu, diğer dillerin Türkçe'den türediğini kanıtlama iddiasıyla, 1930lu yıllarda bizzat Mustafa Kemal tarafindan geliştirilen, desteklenen bir çalışma idi. Beraberinde, gündelik hayatta konușulan, yaşayan Türkçe'yi "Öz Türkçe" haline getirmek gayreti de bu dönemde başlamıştır. Güneş Dil Teorisi, bu teoriyi geliştirmeye çalışanlar tarafından ilk firsatta (yani Mustafa Kemal in ölümüyle birlikte) terk edildi, ama TDK, bu "Öz Türkçe" işini uzun yıllar boyunca bir saplantı" haline getirdi ve Türkçe yi adeta bir başka dil haline getirme görevinden ödün vermedi. (Mustafa Kemal in 1938 yılında ölümünün ardından Ankara Üniversitesi ndeki Günes Dil Teorisi ile ilgili derslerine son veren TDK Genel Sekreteri ibrahim Nemci Dilmen'e öğrencileri bunun sebebini sordukla- rında, onlara "Güneş öldükten sonra,onun teorisi nasıl ayakta kalabilirdi?' Şeklinde cevap vermişti.
Sayfa 236·Kitabı okudu