Kemalizm, resmî ideoloji yazıcılarının öne sürdüklerinin aksine, "devrimci" değil, son derece ""muhafazakâr" bir ideolojidir. Cumhuriyet in kuruluşunun ardından günümüze değin bir devlet ideolojisi olarak olușturduğu statükonun korunmasını,varlğının temel sebebi ve gerekçesi saymıștır. "İlelebet payidar
olacak cumhuriyet, ancak kendisinin hükmünün sürmesiyle var olabilir. Sistem böyle kurgulanmıştır ve bunda da tuhaf karşılanacak bir șey yoktur. Zira resmî ideoloji, adı üzerinde, "resmî" ideoloji olduğu içindir ki devlet, iktidar ve toplum
üzerinde her zaman hükmü olsun ister. Kemalizm özgülünde resmî ideoloji, Türkiye'nin "ülkesi, devleti, milletiyle bölünmez bütünlüğünün" garantisi, güvencesi olmak iddiasındadır. Resmî ideoloji ölçüleri tartışılamaz tabulardır. Bu ölçüler, mesela "Devrim Kanunları," hayatın aștığı, düpedüz anlamsız ve fiilen hükmü kalmamış ölçüler olsalar dahi... Nitekim bugüne değin sisteme yapılan "ayarlar" (darbe ve müdahaleler), hep "Atatürk ilke ve inkılaplarından uzaklaşıldı," türü gerekçelerle izah edilmiştir. Statükonun devamı, rejimin, "sol" ya da "sag" görünümlü parti ve hükümetler tarafindan idare edilmesinden ziyade, resmî ideoloji ilkelerinin korunması olarak anlaşılmıştır.