Kitab Ana ve Baba

Harf devriminin en önemli gerekçelerinden birisi Arap harflerinin yaziminin zorluğudur. Yani Arap harflerinin yazımını ögrenmek O kadar zordur ki Türklerin kafası da O kadar kalındır ki, bu harflerle okuma/ yazmayı Kolay kolay ögrenememektirler. Onun için bilim de yapamadılar. Yoksa yapacaklardı. Onun için cahil kaldılar. Onun için okuma/ yazma oranı bizde O kadar düşük kaldi. Arap harflerine itirazlardan birisi de budur. Bu yaklaşım, resmen Türk milletine çok ciddi bir hakaret içermektedi,. Kore, Japon ve Çin alfabeleri Arap alfabesi ile mukayese kabul etmez derecede zordur. Üstelik onlarda yakın zamanlara kadar yazı yukarıdan așağı doğru yazılirdı. Șimdilerde sağdan sola doğru yatay yazılmaktadr. Rus alfabesi de çok zordur. Rus alfabesi bir nevi Latin ve Grek alfabelerinin karışımıdir. Gürcüler alfabelerini değiștirmemişlerdi. Ermeniler, Yunanlılar, Yahudiler ve bütün Arap dünyası ve daha birçok millet, alfabesini değiştirmemiştir. Zorluğunu, kolaylığını da dert edinmemişlerdir. Bütün dünya şöyle yazıyor, biz de öyle yazalım, bir birlik olsun dememişlerdir. Ingilizce yazımın kuralı ayridir. Hatta Ingilizcenin hiçbir kuralı da yok, denebilir. Fransizca yazılımın kurali ayrı, Almanca yazılımın kuralı ayrıdır. Basit, her zaman iyi demek değildir. Basit ilkel demektir.
Sayfa 277·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
1927 de (5 aralik 1927) basilan ilk banknotlarin bir yüzünün yarısı eski harflerle Türkçe, diger yarısı Latin harfleri ile Fransizcadir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti sanki bir Fransız sömürgesidir de onun için paralarin üzerine Fransızca da yazılmak zorunluluğunu hissetmiști. Bu Batı karşısinda durumumuzu göstermesi bakımından çok aşağilayıcı bir örnek olmalıdır.
Sayfa 276·Kitabı okudu
Arapça ezandaki "Allah" kelimesinin ne anlama geldiğini kimse bilmiyordu. Onun için bir özel isim olan Allah kelimesi, bir cins isim olan "tanrı" kelimesi ile değiştirildi. Allahu ekber yerine bundan böyle Tanri uludur denecekti. Böylece Allahu ekber'in ne demek olduğunu bilmeyenler ne demek istendiğini tami, tamına, kelimesi, kelimesine anlayacaktı. "Felah" kelimesi ise herkesin bildiği bir kelime idi, onun değiştirilmesine gerek görülmeyecekti. "Haydin felaha" denecekti, yani anahtar kelimenin aslı korunarak. "Haydin felaha" ne demek. biliyor musunuz? "Haydin kurtuluşa demek. Felah kurtuluş demektir. "Adam sonunda felaha erdi", deriz. Burada camiye gelir namazınızı kilarsanız bu sizin için bir kurtuluş yolu olur, kurtuluşa erersiniz demektir. Onun için kurtuluşa gelin demek. ezanın şifresidir, bir nevi. Esas açmaları, Türkçeleştirilmesi gereken en önemli kelimeyi Arapça hali ile bırakmışlardi.
Sayfa 268·Kitabı okudu
Bu tarihe kadar devrim adina pek çok sey yapılmış, sıra ezana gelmiştir. 18 temmuz 1932 de bir genelgeyle ezanın Türkçe okunmasına karar verilmiştir ve de çok isabetli olmuştur. Karar verilmiştir çünkü Arapça okunan ezanı kimse anlamıyordu ve anlamadıgı için de namaza çağrıldığıni bilmiyor ve kimse camiye gitmiyordu. Ezan Türkçe okununca onu herkes anlayacak. ha demek ki şimdi hoca bizi namaza çağırıyor, demek anlamı buymuş, șimdi iyice anladım diyecek ve özellikle de Halk Partililer bölük bölük, koşa koşa camiye gidecekti. Devlet de herkesin, camiye gitmesini istiyordu. "Hah, șimdi daha iyi oldu" diyeceklerdi.
Sayfa 267·Kitabı okudu
Ne hikmettir bilinmez, bu işleri, ezanla, dinle, Kur'anla ilgilenenler, camiye gidenler değil de hep gitmeyenler dert edindi. Camiye gidenlerin ezanì anlayıp, anlamadığının derdi hep hiç camiye gitmeyenlere düşmüşti, Çünkü onlar camiye giden kesimi yeniden dizayn etmek istiyorlardı. Ezan evrenseldi. Ezan Türkçeleștirilmekle, ezanın evrenselliği sifirlandi ve dolayısıyla da İslam dünyasından tamamen kopuldu.
Sayfa 268·Kitabı okudu