Anlamak için,kendimi yok ettim.Anlamak,sevmeyi unutmaktır.Leonardo da Vinci,insan bir şeye ancak anladıkdan sonra nefret ya da sevgi duyabilir,demiş.Bundan daha yanlış,aynı zamanda da daha manalı bir söz bilmiyorum.
biz ki hem hayatın,hem de gerçeğin içinde biten otlarız,biz ki camların hem içine hem de dışına biriken tozlarız,biz ki Yazgının torunları,Tanrının evlatlıklarıyız
Bedenimizi nasıl yıkıyorsak,yazgımızı da öyle yıkayabilmeli,çamaşır değiştirir gibi hayat değiştirebilmeliydik-yemek yediğimizde ya da uyuduğumuzda olduğu gibi varlığımızı sürdürmek için değil,tam olarak temizlik adı verilen,bizden doğup ayrılmış olan saygılı davranış bunu gerektirdiği için.
Pisliği bir irade sorunu gibi değil,aklın bir umursamazlığı olarak yaşayan insanlar vardır; çoğu insan ise,özgürce aldıkları bir kararla ya da istemedikleri bir dünyaya boyun eğmeye razı oldukları için değil,kendi kendilerini anlama yetenekleri gerilediği için,bilgiyle alay etmeyi öğrendikleri için tekdüze,silik hayatlar sürerler.
Bir ölü gördüğümde,ölümü,bir gidiş anına benzetirim.Ceset ise,üzerimizden çıkartdığımız giysileri hatırlatır.İçimizden biri çekip gitmiş,hem de o benzersiz,biricik giysisini yanına almadan.