İnsanın ruhu,evrenin çıbanı ve tümörü olduğunda kendine saygısızlık eder,zira insan çoğu şeyi bizzat kendisi için yapar.Çünki meydana gelenlerden hoşnut olmamak,diğer herşeyin özünü içinde barındıran doğaya karşı isyandır.Ruh,bir insandan tiksintiyle uzaklaştığında,ya da sinirlenenlerde olduğu gibi karşısındakine zarar vermeye niyetlendiğinde de kendisine saygısızlık eder.Üçüncüsü zevk ve ya acının hakimiyyetine girdiğinde de ruh kendine saygısızlık eder.Dördüncüsü rol yaptığı,gerçeğe aykırı,sahte bir şeyi yaptığı ya da söylediğinde ruhu kendisine saygısızlık eder.Beşincisi her hangi bir teşebbüsünü ya da tutkusunu amacı olmayan bir şeye yöneltirse ve hesapsız,tutarsız bir şekilde herhangi bir şeye çaba harcarsa,ruh yine kendine saygısızlık eder; en ufak şeylerin bile belli bir nizama göre sonuna kadar yapılması gerekir.Düşünebilen bir canlı için amaç,saygın kentin ve devletin sözüyle,kanunlarıyla haraket etmektir.
Herhangi biri ne geçmişi ne de geleceği yitirmemiştir.Birinin sahip olmadığı şeyi,herhangi birisi nasıl söküp alabilir ondan? Bu yüzden şu iki şeyin unutulmaması gerekir: İlki,ezelden beri her şey aynıdır,hep aynı döngülerdir tekrarlanan ve hiçbiri farklı değildir; herhangi biri,yüz ya da iki yüzyılda ya da sonsuzlukta hep aynı şeyleri görür.İkincisi,bir kişi çok uzun zaman yaşasa da çok kısa yaşasa da aynı şeyi yitirir.Bu da şimdiki zamandır ve insan sadece bundan mahrum olabilir; nihayetinde insan yalnızca buna sahiptir ve hiç kimse sahip olmadığı şeyi yitiremez.
İyilik ve kötülük cehaleti yüzünden insanların bazı davranışları acınası olabilir fakat bu,siyahla beyaz farkını ayırt edememeye mahkum bırakılanınkinden daha fena bir kusur değildir.
Ölüm nedir peki?
Biri ölüm olgusunu yalnızca kendi içinde değerlendirip inceleyecek olursa,onunla ilişkili bütün kaygılar ortadan kaybolur,ölümün doğanın işinden başka bir şey olmadığı anlaşılır.Eğer doğanın işi birini ürkütüyorsa,o kişi çocuktur.Ölüm sadece doğanın işidir ve hiç kuşkusuz doğayla uyumludur.
Arzu yüzünden yapılan hataların,öfke yüzünden yapılanlardan daha ağır olduğu söylenir.Çünki öfkelenen birisi üzüntüyle ve bilinçsiz bir vicdan azabıyla düşünceden sapmış görünür.Fakat arzular yüzünden yanlış yola sapan birisi,yaptığı hatalarda zevk ve tutkunun kölesi olmuş,daha iradesiz ve daha kadınsı biri gibi görünür.Arzu tarafından yönetilen biri,dürtüsünden dolayı kötülük yapmaya sürüklenmiş birisidir.