İbn Miskeveyh, akıllı insanı, "rasyonel ruhundaki erdemi arayan, bu ruhun kusurlarını özel olarak inceleyen ve imkân ve kabiliyeti ölçüsünde söz konusu kusurları tedavi etmeye çalışan insan" olarak tanımlar.
Akıl, doğru çalıştığında ahlakî davranışlara yol açar; bunun karşılığında ahlakî davranış aklı besler. Kur'an, bu basit akıl yürütmenin açık seçik olduğunu değerlendirir, zira bir şeyi doğru ve haklı bulduktan sonra ona uygun hareket etmemek bir tutarsızlıktır.
Akıl ve özgürlük sahibi bir özne olarak mânâyı keşif ve inşa etmesi gereken bireyleriz. Buraya fırlatılıp atılmadığımız için evrenle bir kavgamız da olamaz. Zira ben ve evren, biz ve varlık aynı hikmet, merhamet ve inayet sahibi Yaratıcı'nın iradesi sonucu burada bulunmaktayız. Mekânın sahibi ne sensin, ne ben, ne de öteki; mekânın sahibi, ötesi.