Evet, aşk yok! Bunlar bu yapılanlar oynatılanlar gerçek, hür, kalpten gelen bir aşk değil, yalnız bir şehvet oyunu. Yalnız kadının erkeğe, erkeğin kadına karşı beslediği hayvani bir eğilimin tezahürü. Ve gerçek aşklardaki heyecanlar, çırpınmalar olmadığı içindir ki, ilk hareketler hemen böyle zafere yöneltiyor.
Bu yozlaşmış zevk ve günah ortamında, yegane tesadüf harikasıyla saflık ve bekaret içinde açmış müstesna, nadir ve benzersiz bir izzet ve iffet çiçeği değil miydi?
Bazen bir çayır ucunda öyle bir çiçeğe yada bir çit üstünde öyle bir yemişe rastlarız ki, hayran olmamak mümkün olmaz. O denli cazip ve tatlıdır. İşte, Müjgan Hanım'ı hiç tanımadan, dün gece salondaki davranışlarıyla birden görünce bana öyle geldi. Onu, önce hiç dikkat çekmeyen ama sonra keşfedilince pek derin güzelliğe, pek olağandışı tada sahip olduğu anlaşılan çiçeğe, bir yemişe... Mesela... Mesela... Ben pek severim: Bir böğürtlene banzettim.
Büyülü dudaklarda, aynı tebessüm cevap veriyordu. Ben bekleyeceğini gördüğüm için, elimdeki likörü içip bitirmeyerek onu karşımda tutmaktan derin bir haz duyuyor ve içmeyi bilerek geciktiriyordum.