Karanlık boşluğun azıcık ışıdığı bu zaman zarfında iki adama (belki de bir) doğru hayali bir pencere açılsaydı ve bu pencereden seyretme imkânı olsaydı onları, şunlar aşikâr görülecekti: Ağırlaşmış dallarından yükünü boşaltmak için zaman zaman su katrelerini usulca yere bırakan bir ıhlamur ağacı vardı. Ve ağacın altında bir ruh, bir akıl, bir kalp; iki beden oturuyordu. Akıl kalbe, kalp akla soru yöneltiyordu. Ruh bunlara şahit oluyor, iki beden ruhun şahitliğinde birbirlerini anlama kabiliyetine yaklaştıkça bir bedene dönüşüyordu.
Ah, sevgili dostum!” dedi. -Bir hakikate kapı aralar gibiydi- “Kader yalnızca geçmiş zaman, bugün yahut gelecek zamandan ibaret değildir. Zaman mefhumu bizim akan hayatlara -akıyorsa eğer-dünya gözüyle verdiğimiz isim, bir olgu.