Muhayyilesinde eski kapılar kapandı, yeni kapılar
açıldı. O kapılardan, o sırlı kapılardan, eline iliştirilmiş anahtarları tek tek deneyerek geçti. Yoğun ışık huzmeleri çıktı karşısına, gözleri kamaştı. Neredeydi şimdi, odada mı, yoksa düş katmanları arasından geçiyor, varlığın öteki yüzünü temaşa mı ediyordu? Olabilirdi, her şey mümkündü; şu an, şu dakika öyle hissediyordu ki ruhunda muhal hiçbir şeye yer yoktu. Her şey belirgin ve mümkündü.
Tuhaftır ki bahçe bir başka göründü ona, nilüfer bir başka göründü, karanlık bir başka göründü, gökyüzündeki ay ve yıldızlar bir başka. Her şey yerli yerindeydi fakat eşyanın tabiatındaki gizler açığa çıkıyor, görünenin ardında görünmeyen birtakım manalar ele veriyordu kendini.