Sevmenin Zamanı Yok Yorumu
Herkese selam. Bugün sizlerle birlikte 90’lı yılların o sıcacık atmosferine, aşkların ve dostlukların en güzel haline doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Zühre Sena & Ozan’ın ve diğer çiftlerimizin mükemmel aşkına hazır olun!
Doksanlarda dostluk bambaşkaydı, değil mi? Sıcacık ilişkilerin, imkânsız ama bir o kadar da güzel aşkların yaşandığı o samimi sokaklarda yani Turna Sokağı’nda kendimizi buluyoruz.
Zühre Sena Gencer de bu sokakta yaşıyordu. Ailesine bağlı, evin geçimine katkı sağlayan, moda evinde çalışıyordu. Ancak mahallelerine dadanan bir hırsız yüzünden herkes huzursuz günler geçiriyordu. Herkes tedirginken, Sena tüm bunlara pek aldırış etmemişti. Ta ki bir gece evin çevresinde duyduğu seslerle bahçeye çıkıp elindeki sopayla “hırsız” sandığı adama kafayı geçirene kadar.
Meğer o adam, karşı eve yeni taşınan kiracıymış. O lacivert gözlü adamın, yani Ozan’ın, Sena’nın kalbinde farkında olmadan bir kıvılcım yakacağı o an işte oradaydı. Sena, aşkın da sevginin de gerçek olduğuna inanmıyordu, Ozan da benzer duygular içindeydi ama aralarındaki çekim inkâr edilemezdi.
Sena ve Ozan çiftimizin hikayesini okurken, Mahir ve Gülfem’in ayrılığı da kalbime dokundu. Neden ayrıldıklarını öğrenmek beni ağlatacaktı. Diğer yanda Levent ve Çiçek ikilimiz var ki… Levent karakterimiz platonik! Çiçek’e biraz gıcık oldum, yani hiç mi fark etmezsin o sevgiyi? Neyse, susuyorum.
Ozan ve Sena gün geçtikçe birbirine daha çok çekiliyordu. Aralarındaki o tatlı halleri okumak o kadar keyifliydi ki… Öyle güzel bir aşk ki, manifest defterime bu aşkı yazmayı bile düşündüm desem yalan olmazTabii her güzel ilişkide olduğu gibi, illa ki bir şeyler olurdu değil mi? Buu aşkın da içinde gizlenen bazı şeyler vardı. Ve bu bazı şeyler ortaya çıktığında, araya soğukluk girmesi