Kimse kimseye çok da bilerek zarar vermiyor. Herkes ilkin kendini düşünüyor sadece. Ve sonra bir tür can havliyle birbirinin omuzlarına basıyor, birbirinin omuzlarında yükselmeye çalışıyor. En çok da kendisine yardım etmeye çalışanların, en yakınlarının… Niyeyse kimsenin aklına el ele tutuşup denizden birlikte çıkmak gelmiyor.
Kimse kimseye çok da bilerek zarar vermiyor. Herkes ilkin kendini düşünüyor sadece. Ve sonra bir tür can havliyle birbirinin omuzlarına basıyor, birbirinin omuzlarında yükselmeye çalışıyor. En çok da kendisine yardım etmeye çalışanların, en yakınlarının… Niyeyse kimsenin aklına el ele tutuşup denizden birlikte çıkmak gelmiyor.
Dile gelmiş her üzüntü sahici bir teselli bekliyordu çünkü ve beklenen teselli gelmek bilmiyordu. Bu büyükler insanı kırılmaktan korkuta korkuta yalancı yapıyordu.
Başımı kaldırıp gökyüzünün o kudretli ateşine baktım. Dedim ki kendi kendime, daha evvel nasıl devrildiyse bir bir yıllar, elbet geçecek her şey yine. Ayrılıklar, kalp kırıklıkları, bekleyişler, mevsimler ve tabii bir de bu yaz. Hep bir enkazdan doğacağız biz ve en nihayet göçerken buralardan, ardımızda bırakacağımız yine başka bir enkaz. El ele tutuştuk kendimle ben. Sonra işte sustuk biraz.
Koskoca profesörler söylüyor; insan ruhu için en kahredici ceza görmezden gelinmekmiş. Kişi, her türlü işkenceye dayanabilirmiş de, yok sayılmaya, varlığının öteki tarafından tasdik edilip onaylanmamasına katlanamazmış.