Bir gün bir ihtiyar adam yolda giderken bir genci görür ve ona şöyle der "evlat dedi "sen nesin, kimsin öğreneceksin elbet. Sen kulsun, ne edersen et, ne olursan ol, ister bir Diyara sultan ister bir kapıda dilenci , istersen ilim yolunun nirengi , istersen cahillerin kara rengi ol, evvela kul ol ! Dünyayı değil onu iste sen onu istersen o zaten verir sana dünyayı. Ki dünya dediğin onun muhabbet yanında bir damla suyun toprakta bıraktığı nemdir ancak., bil ki dünya her gelene Gönül veren her gönül verdiğine söz veren"seninim" diyen bir aşüftedir . Dışı altın ile kaplanmış Kara bir taştır onun rengine aldanma sakın rengi geçer gider sen özü ara
Suret silinip yiter sen gözü ara unutma Dünya hançeri ile yaralarsan gönlünü yara geçer de izi kalır derdi biter de sızı kalır sen kıymet size değil kıymeti sonsuza talip ol.
Hasılı aldanma bu dünyanın güzelliğine sen hakikat neredeyse onu ara ...