Unutma... Birisini sevdiğinde yaptığın sadece onlara sevgi vermek değildir - verirken sende yücelir-sin. Seninle diğer kişi arasında sevgi akışı olunca ikinizde bundan yararlanırsınız. Ve bu sevgi alışverişi sırasında potansiyelin gerçeğe dönüşmeye başlar. İşte bu şekilde kendini bulursun. Daha çok sev, daha fazla geliş ;daha az sevince sende daha azalırsın. Sen hep sevgin ile düz orantılısın. Sevginin boyutu ile varlığının boyutu birbirine eşittir.
Aslında inançlar yaşamına dokunamaz, inançlar birer araçtır. İnançlar, "Yaşamın ne olduğunu biliyorum" mesajı vermeni sağlayan zekice tasarlanmış araçlardır --böylece sen rahatlayabilirsin, yaşam sana çok dert olmaz. Bir kavrama tutunursunuz ve o kavram yaşamı rasyonalize etmenizi sağlar. Böylece yaşam seni fazla rahatsız etmez çünkü tüm soruların tüm cevapları elindedir.
Aşk bir tür kavgadır, aşk aslında bir kavgadır. Kavga olmadan aşk var olamaz. Birbirlerine ters gibi görünüyorlar - çünkü biz aşıkların asla kavga etmemeleri gerektiğini düşünüyoruz. Mantık şöyle: birisini seviyorsan onunla nasıl kavga edersin? Bu çok açık gibi duruyor, aşıklar kavga etmemeli gibi görünüyor - ama ediyorlar işte. Hatta, onlar birbirleriyle çok samimi olan düşmanlar; devamlı kavga ediyorlar. O kavgadan adına aşk denen enerji fışkırıyor. Aşk sadece kavgadan, çatışmadan ibaret değil, bu doğru - bunlardan fazlası da var. Kavga var, ama aşk bunun üzerine çıkıyor. Kavga aşkı yok edemiyor. Aşk kavgadan canlı çıkıyor ama kavgasız da yaşayamaz.