Poyraz Musa yani Abbas ve Vasili' nin yaşadıkları anlatılıyor. Poyraz Musa katıldığı savaşlardan başarı madalyası almış bir askerdir. Ordunun ona verdiği bir görev sırasında Bedevi şeyhinin kardeşini öldürmüştür. Bedevilerin acımasız, intikamcı olduklarını bildiği için kendi memleketine, köyüne gelmeye karar veriyor. Ama köyüne ulaştığında ailesinden kimseyi bulamıyor. Köye geldiği sırada Bedevilerin saldırısına uğruyor ve kurtulup kaçıyor. Bedevilerin onu tekrar bulmaması için Abbas kimliğini bi kenara bırakıyor, Poyraz Musa olarak tanıtıyor kendini.
Karınca Adası'nda yaşayan Rumlar Yunanistan'a sürgün edilmiştir. Adada kimse olmadığı ve beni burada bulamazlar düşüncesiyle Karınca Adası'ndan bir ev satın alıyor. Oysa ki adada yanlız olduğu düşüncesinde yanılıyor. Vasili Rumların sürgün edildiği sırada topraklarını terk etmiyor.
Vasili bir balıkçıdır. Ne pahasına olursa olsun adasından ayrılmamaya karar vermiştir ve adaya ilk ayak basanı öldüreceğine dair yemin etmiştir. Vasili' nin adada ki tek arkadaşı onunla birlikte kalan bir kedidir. Vasili de Poyraz Musa gibi birçok savaş görmüştür. Kitapta ki beni en çok etkileyen iki şeyden biri kedisiyle konuşması olmuştur..
" Sen hiç Sarıkamış’ı gördün mü kedi? Sen hiç paramparça olmuş, üst üste tepelerce yığılmış, siperleri, koyakları, çukurları, ağzına kadar doldurulmuş ölüleri gördün mü? Ovalar dolusu çürümüş, kokmuş, kokusu insanı boğan ölülerin üstünden hiç yürüyerek geçtin mi? Sarıkamış savaşını görmemiş, yaşamamış insan dünyada hiçbir şeyi görmemiş, yaşamamış demektir. Sen hiç Allahuekber dağında olup bitenleri gördün mü? İnsan boyu, iki insan boyu karın içinde yalınayak, başı kabak, pantolonu yırtılmış, kaputsuz, ceketsiz, koyunları bit dolu, donmuş elleriyle kaşınamayanları, Rus topçusunun karlı dağları ateşe,