Cinselliğe olan açlığı, biraya olan açlığına göre
sadece ikinci sıradaydı. Fakat bunların hiçbiri,
kitaplardan düşüncelerden ve bilgiden aldığı
zevkle bir değildi. Her şeyi okudu, dersleri için
okuması gerekenlerin dışında gördüğü her şeyi.
Herkesin ve özellikle kendisinin şaşkınlığı içinde
Sartre, mezuniyet sınavını ilk seferinde veremedi.
Sartre mezuniyet sınavını geçti ve kendine
Ecole Normale Sup'erieur'da bir yer edindi.
İsminin aksine, Fransız Üniversite öğrencilerinin
en iyilerinin bulunduğu bu okulda hiçbir şey
normal değildi. Sartre'ın çağdaşlarından pek çok
isim saymak, bu okulun kalitesinin iyi bir
göstergesidir. Geleceğin yıldızları olan Raymond
Aron ve Maurice Merleau Ponty gibi filozoflar;
önemli bir antropolog olan Claude LeviStrauss;
zamanın en iyi, en heyecanlı din adamı filozofu
Simone Weil; Ecole'ün büyük yöneticisi Jean
Hyppolyte; ve yazar filozof Simone de Beauvoir
hep bu okulun öğrencileriydi.
Schopenhauer’in “İstem ve Tasarım olarak
Dünya” adlı eserine rastlar. Schopenhauer’in
kıssadan hisse çıkaran üslûbu ve bulaşıcı
karamsarlığı onu çok derinden etkiler: “Burada
her satır vazgeçiş, yadsıma ve kabulleniş
çığlığıydı; burada, dünyayı, yani yaşamı ve insan
doğasını ürkünç bir muhteşemlikle gördüğüm bir
aynaya baktım... Burada hastalık ve şifayı,
sürgünü ve sığınağı, cehennemi ve cenneti
gördüm.”