Bizim köye yakın bir köyün ağası var, zavallının durumu da iyi değil. Bir çift sebilden başka bir şeyi kalmamış. Köyün halkı önceleri onun raiyyesi idi, onun sayılıyorlardı. O büyüklük henüz onların zihinlerinde var. Onlardan biri bana şöyle diyordu: Siz yabancı ülkelere gittiniz, oralar da bizim bu Hacı Ağayı konuşuyorlar mı? Ondan bahsediyorlar mı? Bu adamın gözünde dünya, ortasında Hacı Ağanın bulunduğu büyük bir saraydan ibarettir-, yukarıda da Hacı Ağanın Allah’ı vardır. Ortaçağda böylesi bir toplum vardı.
Biz aydınlar veya bu toplumun eğitim görenleri, mücerret sosyal bir grup değiliz. Aydınların en büyük hatalarından birisi, kendilerini toplumun mücerret bir sınıfı olarak görmeleridir. Bu “entellektüelin alinasyonu”dur.