Rudolf, bu genç adamda Thule Cemiyeti’nin öğretilerini geniş kitlelere taşıyacak bir cevherin olduğunu anladı. Hitler, tam da Rudolf’un ideolojisini taşıyabilecek insandı. Artık yapması gereken, Hitler’i liderlik için hazırlamaktı.
Tarih, bir muallimdir, belki de en bilgili muallim tarihtir. Tarihe eğildiğinizde, eski medeniyetlerin ulaştıkları kültür ve bilgi birikimini, başından geçenleri tüm teferruatlarıyla incelediğinizde o eşiği geçerken, nelerin olup biteceğini anladığınız için tedbirinizi alır, buna göre bir savunma stratejisi oluşturabilirsiniz. Eğer hiç bunları düşünmezseniz, o zaman rüzgârın esip savurduğu bir tüy tanesinden farkınız kalmaz.
Tarih, çok derin ve zengin bir membadır. Faydalanmasını bilene çok dersler verir. Tarihe canlı bir mevcudat gibi yaklaşanlar, her zaman kazanmıştır. Geçmişte olup bitenler nazara alındığında görülmektedir ki insanlık, daima bir devr-i daim içerisinde. Zaman döngüseldir, olaylar birbiri ardına cereyan ederken, sanki çok önceden meydana gelmiş bir olay, çok sonraki bir olayın nüvesi olarak karşımıza çıkabiliyor. İşte bunun üzerinde durulması lazım.
Evladım, bir insan için en mühim olan husus, kendini bilmesi ve bulmasıdır. Bazen bunun için her şeyimizi kaybetmemiz iktiza edebilir. O zaman hiç yazıklanma, üzülme, dertlenme, endişe etme. Bil ki kaybettiklerin, bulman için verilmiş sadakalardır.