O hâlâ bana bakıyordu, benden başka bir şey görmüyordu. Gönlüm bir hoş oldu, yüreğimin çırpınışına kapılıp, dalgalarla, dalga dalga bir yeni dünyanın eşiğine vardım. Uzanan eller benim miydi? Tutunup kalktı; yanık dallara ve küllerin üstüne basıp yürüdük. Ormanın bağrında, rüzgârın yosun ve taze yaprak kokan soluğunda, kurdun kuşun, böceklerin dilinden bir türkü yandı. El ele koştuk, koştuk... Nefessiz kalıp yere çöktüğümüzde gülüyorduk. Neden koştuğumuzu, neden güldüğümüzü hiç bilmiyorduk. Bizdik, vardık, burada yan yanaydık. Başka gerçeğimiz yoktu.