• Hayatta her şey olması gerektiği gibidir ve evren ‘bizim için’ mükemmel bir biçimde iş birliği yapmaktadır. Şayet güçlerle karşılaşmasaydık, hiçbir şey yapmak istemez ve son derece konforlu bir alanda kalmaya devam ederdik. Bu nedenle hayat onunla rezonansa girinceye kadar bizi dürtüyor, ilk yaramızı kaşıyor ki artık dayanamaz hale gelip gerçekten anlamlı olana doğru yola koyulalım.
• Çünkü üzerinde büyüdüğümüz toprak bizim konfor alanımıza denk geliyor. Ne kadar acı verirse versin;
bunu, bilinmezliğin uçurumuna tercih ediyoruz.
• O nedenle bu noktada konforumuz yani
rahatsızlığımızın üzerine bir kapak kapatmak ile bizi biraz sarsma riski olan macera arasında bir seçim yapmamız gerekir.
• Hepimiz maddede yoğunlaşmış ve kendi kendini deneyimleyen ışık parçacıklarıyız.
Işığımızı yaymak ve benzersizliğimizi geliştirmek için konfor alanımızdan çıkmaya cesaret etmemiz gerekir.
• Yürüyen bir embesil oturan iki entellektüelden daha uzaga gider.