Tıp mesleği yalnızca vücudun bölümleri arasında çıkılan bir yolculuk değil, aynı zamanda hayatın olasılıklarına dair bir keşif, insana dair bir maceradır.
İnsanlığın en hoş hikâyelerinden ve en muhteşem sanat eserlerinden bazılarının modern tıp pratiğiyle nasıl bir ilişkisi ve etkileşimi olduğunu, hastalarımla yaptığım görüşmelerde sık sık fark ediyorum.
Örneğin; Yüz gelci geçirmiş bir hastayı değerlendirirken, sadece kişinin kendini ifade edememesinden kaynaklanan yılgınlığı değil, ressamların ifadeyi portreye yansıtmakta yüzyıllardır çektiği güçlüğü de hatırlarım.
“...bu sadece bir olgu, bir durum. Zihnimizin buna yaptığı yorum ve bizim bunu nasıl ele aldığımız mutlu ya da mutsuz olma halimizi belirliyor; olgu veya durumların kendisi değil.”