"...içindeki endişe gittikçe büyüyordu, sanki zaman çoktan bozulmuş, yeniden sorgulanan tüm geçmişi kısır ve iflah olmaz derecede suçlu bir geleceğe sunmuştu kendini."
"Gece bile, zaman bile, aşağılanmış ve yabani bir halde içlerinde bocalayıp durduğu girişimleri - hep aynılarını- ara vermeksizin ona yeni baştan yaptıran zaman bile, hatasını artırıyordu. Olaylardan yoksun bir hikayeydi bu, içi öyle boştu ki onda her çeşit anı ve her çeşit beklenti ortadan kalkmıştı; böyle olmakla birlikte, her şeyi karşı konulmaz bir hareketle muhakkak bir felekate sürüklüyormuş gibi görünen o şaşmaz seyrini bu boşluktan alıyordu. Ne olacaktı? Hiçbir fikri yoktu. "
"Hiçbir yerde bir şey yok. Bir oluğun kenarındayım sanki, düşmekten başka bir şey gelmez elimden. Düşmek beni korkutmaz. Ancak hakikat şu ki, düşemem bile; hiçbir düşüş mümkün değil; beni geriye iten ve içinden geçemeyeceğim özel bir boşluk etrafımı sarmış durumda. Neredeyim peki? "
"Gitgide devleşen bir yokluğa gitgide yaklaştığını hissediyordu; bu yoklukla karşılaşmak ise zamanın sonsuzluğunu gerektiriyordu. Onu her an daha yakınında hissediyor ve kısacık ama indirgenemez bir süre içinde onu geride bırakıyordu. Boşlukta daha şimdiden ona sokulan, ama zamanın dışında var olduğu için de sonsuz derecede uzağında kalan o tüyler ürpertici varlığı görüyordu. Bekleyiş ve iç daralması o kadar dayanılmazdı ki, onu kendinden kopardılar."