Kitap Okur

Kitap Okur
@Kitap_Okur_
"Bir kitapta altını çizdiğimiz yerler, doğrudan doğruya bize hitap eden yerler değil midir?"
"Okuyordu. Eşsiz bir dikkat ve titizlikle okuyordu. Her işaretin karşısında, erkek peygamberdevesinin dişisi tarafından öldürülüp yutulduğu anda içinde bulunduğu durumdaydı. Karşılıklı bakışıyorlardı. Ölümcül bir güç kazanan kitaptan çıkan kelimeler, kendileriyle temas kuran bakışın üzerinde hoş ve rahatlatıcı bir etki yapıyorlardı. Her biri, yarı kapalı bir göz gibi, başka koşullarda kabul etmeyeceği aşırı keskin bakışın içeri girmesine izin veriyordu. Böylece Thomas, kelimenin özü tarafından görüldüğü ana kadar, yaklaştığında hiçbir savunmayla karşılaşmadığı bu koridorlarda süzüldü. Henüz korkutucu değildi, aksine uzatmak istediği neredeyse hoş bir andı. Okur, uyandırmış olduğundan şüphe etmediği bu küçük hayat kıvılcımına neşeyle bakıyordu. Kendisini gören bu gözde, zevkle kendini görüyordu. Hatta zevki giderek büyüdü. Öyle büyüdü, öyle acımasız oldu ki bunu bir çeşit korkuyla yaşadı ve doğrulup da - o dayanılmaz an- muhatabından suç ortaklığına benzer bir işaret alamayınca, canlı bir varlık tarafından gözleniyormuşcasına bir kelime tarafından gözleniyor olmadaki bütün acayipliği fark etti; hem sadece bir kelime de değil, bu kelimenin içinde bulunan, bu kelimeye eşlik eden ve kendi içlerinde de başka kelimeler barındıran bütün kelimeler - bir melek topluluğu gibi sonsuzluğa, ta mutlağın gözüne açılan kelimeler- tarafından gözleniyordu. Bu kadar iyi savunulan bir metinden ayrılmak şöyle dursun, bakışını geri çekmeyi inatla reddederek, hâlâ derin bir okur olduğuna inanarak, tüm gücüyle metne hakim olmaya uğraştı, halbuki kelimeler onu çoktan ele geçirmiş ve okumaya başlamışlardı bile. Ancak akılla kavranabilen eller tarafından yakalanıp yoğruldu, dipdiri bir diş tarafından ısırıldı; canlı vücuduyla kelimelerin adsız biçimlerinin içine girip onlara kendi maddesini
Sayfa 22 - Metis
Felsefe
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Yalnız olduğunu gördü, sadece yalnızlığın dünyasında ayağa kalkabileceği halde bu tecrit ona yabancı göründü; içinde bulunduğu edilgen durumda ise yalnızlığının, onu gündüzden ebediyen uzaklaşmış bir yere sürükleyen ve hissetmeye ihtiyaç duymadığı bir şey gibi içinde patlak vermesinin hiç önemi yoktu. Mutsuzluk bile mevcutmuş gibi hissedilmiyordu artık. Görmez halde onun varlığı etrafında dolanıyordu. Değmesinin ve erişmesinin mümkün olmadığı o tevekkül anında ilerliyordu. İhanete uğramış kaderden geçerek genç kadının kalbine kadar geliyor ve terk duygusuyla, bilinç yokluğuyla ona dokunuyordu; o da müthiş bir bırakılmışlık içinde, bu yokluğa atılıyordu. O andan itaberen, içinde bulunduğu durumu hiçbir şekilde aydınlığa kavuşturma arzusu duymadı, sevgi de bu sevgiyi hissetmenin ve ifade etmenin imkansızlığından ibaret kaldı."
Sayfa 53
Felsefe
"Yalnızken bile etrafında giderilemez bir merak, gizli bir soru vardı ve bu soru nesne olarak onu alıyor, ama aynı zamanda ayrım gözetmeden her şeye yöneliyordu, öyle ki ölüme neden olabilecek güçte bir sorun olarak varlığını sürdürüyordu - sfenks gibi bilmecenin zorluğu sayesinde değil, sorunu ölümde çözmeye kalkışma isteği utandırmasıyla. "
Sayfa 53 - Metis
Felsefe
"O uçurumun ta kendisiydi, ondan ayırt edilemezdi; orada uykunun koynunda uyanık durarak, öğrenmekte özgür zihniyle, ışıksız, düşünceyle karşılaşmasına düşünülecek bir şey getirmeden, kendi kendisinin öyle uzağına gitmeye hazırlanıyordu ki, mutlak çıplaklıkla temas ettiğinde mükemmel bir şekilde onun ötesine geçerek, orada kendi saf ve öz saydamlığını tanıyabildi."
Sayfa 49 - Metis
Felsefe
"Çıkış yolu hep aynıydı. İstediği kadar güzergahını uzatsın ve başı sonu olmayan konu dışı sözler arasında kaybolsun - yolculuk bütün hayatı boyunca da sürebilirdi- her adımda, yalnız durması gerekeceği değil, aynı zamanda, ya bulmaması gereken şeyi bulduğu için ya da o şeyi asla bulamayacağı için, izlediği yolu da ortadan kaldırması gerekeceği ana yaklaştığını biliyordu. "
Sayfa 46 - Metis
Edebiyat