Yansız gözlemcilere göre, Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Nazım Paşa'nın öldürülmesi, ordu üzerinde olumsuz tepkilere neden olmamıştı. Konumu nedeniyle art arda gelen yenilgilerin başlıca sorumlusu olarak biliniyordu.
Yabancı denizciler amiral gemisi olan Leon-Gambetta bandosunun çaldığı işgalci on Avrupa ülkesinin ulusal marşları eşliğinde, ellerini kollarını sallayarak önceden belirledikleri merkezlere yerleşiyorlardı. Bir saldırının Pera'ya (Beyoğlu) yönelme olasılığına karşı, Fransız Victor Hugo gemisinin ağır topları, Galata ve Unkapanı köprülerini havaya uçuracak biçimde yönlendirilip, yerleştiriliyordu.
Bulgarlar, 2534'ü ölü olmak üzere 20.162 kayıp verdiler. Osmanlılar 2.000'i tutsak olmak üzere en az 22.000 asker, 45 top ve çok sayıda askeri malzeme yitirdiler. Yitirilen asker sayısı bakımından, 1870-1871'deki Fransız-Prusya Savaşı ile, Birinci Dünya savaşı arasında kalan zaman diliminde Avrupa'da yapılan en büyük çatışmaydı.
Bulgar subayları, Rusya, İtalya ve Almanya'da eğitilmişlerdi. Dönemin geçerli askeri teorileri hakkında yeterli bilgileri vardı. Amerikan askeri ataşesi T.Bentley Mott'un 1910'da Balkanlarda yaptığı gezinin ardından yazdığı rapora göre, '' Bulgar Ordusu, Avrupa askeri çevrelerinde olağanüstü değere sahip bir kuruluştu. Küçük, iyi eğitilmiş, Avrupa'nın en iyi üreticilerinden seçilmiş modern silahlar ile donatılmıştı. Gülü komşulara karşı daha fazla bağımsızlık ve daha çok toprak için derhal kullanılmaya hazır durumdaydı.''