Zeynep SANSARKAN

Zeynep SANSARKAN
@Kitap_sevdalis
Sıradan bir okuyucu...
Her şey bir topluluğun parçası olmakla başlar ve buna bağlandıkça bir birey olmayı unutur insan. İnsan birey olarak zekidir ancak toplumun bir parçası olduğunda bireysel düşünce değil toplum düşüncesi ortaya çıkar ve bireysel düşünceler onun altında ezilmeye mahkumdur. Toplum kana su diyorsa ve birey kana kan diyorsa o birey toplum tarafından hor görülür, yok sayılır ve zorbalanır. Durum öyle bir noktaya gelir ki kişi kendinden şüphe eder, bireysel düşüncelerine ihanet eder ve toplumun bir parçası olup kana su demeye başlar. İşte böylelikle her bir birey toplumun bir parçası olur gerçekliği reddeder yanlış da olsa ortak bir zihin oluşturur ve zekayla düşünceden yoksun bir avuç boş kabuğa dönüşür. Bu boş kabuklar zamanında toplumun kanı su zannetmesine neden olan bir avuç kişi tarafından kuklalar misali kontrol edilir. Bu kişilerin artık toplumdan soyutlanıp birey sayılan kişilerle tek tek uğraşmasına gerek yoktur şayet bunları içi boş toplumun kendisi yapıyor olucaktır. Sesini çıkartanı susturmak artık kontrolcülerin değil toplumun görevidir ve toplum kendi kurtarıcılarının seslerini kesmektedir. Amerika'da yapılan 2 deney var. İlki 5 maymun deneyidir.Deney, beş maymun ve tepesinden muz sarkıtılan bir kafesten oluşmaktadır. Maymunlardan birinin muza ulaşmaya çalışması sonucu, araştırmacı beş maymuna da tazyikli soğuk su sıkmaktaydı. Bir süre sonra maymunlar, muzu almaya çalışmaya cesaret edemedi. Ardından beş maymundan biri alınıp yerine daha önce su tazyikli sıkılmamış, orijinal deneyden olmayan[4] bir maymun konuldu. Maymunun muzu almaya çalışmasına karşın diğer maymunlar, yeni maymuna saldırmaya başladı. Sonrasında yeni maymunun dışındaki maymunlardan biri de diğer yeni bir maymunla değiştirildi. Muza ulaşmaya çalışan maymun, önceki yeni maymun dahil diğer
Reklam
İnsanlar sınıflandırmadan kaçamazlar. Çünkü güvenebilecekleri bir grup bulmak insan yaşamının temel ilkesidir. Kadınlar ve erkekler diye sınıflandırabilirler kendilerini.. Ya da bebekler, çocuklar, gençler, yetişkinler ve yaşlılar olarak Zengin ve Fakir olarak sınıflandırabilirler kendilerini.. Ya da halk, burjuva, soylu, kral ve imparator olarak Hristiyan, Yahudi, Müslüman ve Budist olarak sınıflandırabilirler kendilerini Ya da Alman, Türk, Fransız, İngiliz, İspanyol ve İtalyan olarak
Işık ne kadar parlaksa gölge o kadar koyu olur...
Dünyanın neresine giderseniz gidin bizim milletimiz gibi olamaz. Değil ki hoşgörüden misafirperverlikten ya da vatanseverlikten bahsediyorum. Benim dediğim cahil görülmekten korkan bir toplum olmamız. Sokaktan rastgele bir insan çekin ve konuşun ister siyaset ister tıp ister felesefe ister bilim olsun sen hangi konudan sorarsan sor cahil damgası yememek için ya da kendini zeki gösterme çabasından olsun ille bir cevap alırsın. Aldığın cevap doğru mudur orası muamma ama milletimizin içine öyle sinmiş ki "Bilmiyorum." deme korkusu elbet doğru yanlış veya alakasız bir cevap alırsın. Bir kez olsun bilmiyorum diyin, bir kez olsun cevapsız bırakın sorulan soruları o zaman öyle bir rahatlayacaksınız ki neden daha önce kendimi bu kadar zorladım diye kendinize kızacaksınız? Millet, bir şeyleri bilmiyor olmak utanılacak bir şey değil aksine bazen cahillik mutluluk bile getirebilir insana. Biraz olsun bencil olun ve cavaplarınızı kendinize saklayın bilseniz bile özellikle açıklamayın işte o zaman ne kadar rahatladığınıza kendiniz bile şaşıracaksınız.
Puan vermedi·9300 syf.·
2025 2. kitabı
Cuttlefish That Loves Diving
9.3/10 · 15 okunma