Kaç aynalarda gülüşünü, güzelliğini seyrettin sevgili…
Yıl hangisi, yaşın kaçtı ilk sen şaheserini uzun zun seyerrtiğinde…
Güzelliğin ile buluştuğunda gözlerin, kalbin nasıl dayandı,baktıkça huzur veren gözlerine…
Hiç mi kıskanmadın, saçına dokunmasını tarağın, aynaları kıskanırırıken, huzur kokan tellerini…
Nefesin buluştuğunda aynaların soğuk yüzünde, ilkbahar sabahı yaşattmasına, göz göre göre nasıl sabrettin..
Hangi masum göz yaşlarını akıttın, hangi iç çekmelerini mezar ettinde, aynaları matemlere Bıraktın…
Nerede ilk gözlerinle tanıştığın, aşkını sakladığın, ilk heyecanının sır küpü hatırlıyormusun…
İlk yalnızlığın, son aldanışın, kendine söz verdiğin aynayı nerede Bıraktın…
Taraktan mikrofon yaptığın, en saf halinle, ilk konserinin, tek dinleyicisini özlemedin mi…
Kaç mezarın var, senin gül yüzünün solukluğuna, isyan ede ede şahit olan…
Mutluğuna şahit olan hangi ayna, hasretinde, özleminde vuslatını arıyor, hangi yüzlere seni soruyor, hiç mi aklına gelmiyor, utangaç düşlerinin tek şahidi, dillere düşürdü mü seni sormaktan, hasretinde…
Kaç yüzü unuttuda, bir senin cemalini kendine mutluluğun resmi yaptı…
Şimdi tüm yüzlere küs kalan, senin mutluluğunu gönül aynasına, resmetmek için sabahı bekleyen Aşığın var…