Unutarak uzlaşılmaz. Unutanlar konuşamaz. Konuşmak için bir ‘hatırlama adaleti’ sağlamak gerek. Tarih her milletin iniltileriyle dolu. İniltilerin bir önceliği yoktur. Her acı, insanlığın acısıdır.
Özür bir kabulleniştir. Bir tahribat var, bir hasar verildi: Özür dileriz. Yanlışın sorumluluğunu üstleniyor, pişmanlık duyuyor ve bütün alçakgönüllülüğümle özür diliyorum. Bu özürle birlikte ne sana ne de bir başkasına asla zarar vermeyeceğimi taahhüt etmiş oluyorum. Sana yapılan bu haksızlığı rasyonalize edecek hiçbir mazerete sığınmadan ve senden bir özür beklemeden, özür diliyorum. Sana yapılan şeyi bilincimin mahzeninden çıkarıyor ve ışığa tutuyorum. Eğer zamanı geri alabilseydim, bunun olmaması için elimden gelen her şeyi yapardım.
Memleket ağır abiden geçilmiyor. Havada öfke var. Tavırlarda hep bir haşinlik, bir sertlik. Bir adım geri çekilelim abiler, ablalar. Halimize bir bakalım. Ne olur, biraz da gülelim, eğlenelim.
Düşen bir uçak hayal ettiğimiz için uçağa binmiyor, insanların güvenilmez olduğunu düşündüğümüz için sır paylaşacak bir dost edinmiyor, bizim için daha iyisi olmayacağını düşündüğümüz için sıkıntı veren bir ilişkiden kurtulamıyor, başarısız olmaktan korktuğumuz için önümüze çıkan fırsatları tepebiliyoruz. Böylece fırsatlar, ihtimaller, davranış biçimleri giderek daralıyor, zira gerçek ile kurmacayı doğru bir biçimde ayrıştıramıyoruz.