Bugün Japonya'da o kadar az hırsızlık oluyor ki, bir yerde hırsızlık olduğu zaman yüze yakın polis gönderiyorlar meslek hayatlarında bir hırsızlık görsünler diye. O tıklım tıklım met- rolara sıraya girip biniyorlar. Birine adres sorduğunda oraya kadar götürmeye çalışıyorlar. Ve on defa teşekkür ediyorlar.Sony'leri, Toyota'ları olduğu için yapmıyorlar bunu, böyle oldukları için Sony'leri, Toyota'ları var.
"Milli Eğitim'in gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlaklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılapçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programlan ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir."
Mustafa Kemal Atatürk
Hocam biliyorsunuz ben hep geç kalan bir öğrenciydim, neredeyse iki günde bir sizin yanınıza geç kâğıdı almaya geliyordum. Siz de bana bir gün, 'Muhsin bu böyle olmayacak, sen her gün geç kalıyorsun. Ben sana geç kâğıdı koçanının komple altını imzalayıp vereyim, sen her gün benim yanıma uğrama, tarihleri doldur, fişin arkasına koy demiştiniz. Ben o gün çok utanmıştım ama şunu da o zaman söyleyememiştim. Hocam ben bazen sizinle muhabbet etmek için hususi geç kalıyordum, biliyor musunuz?"
Derler ya, öğretmenler yarınların ışığını yetiştirir diye. Aslında ben o öğrencime yalnızca bir mum alevi bahşetmiştim öğretmenliğim süresince (öğrettiklerimle), oysaki o bana küçük bulduğu hediyesiyle ve mektubuyla farkında olmadan bir güneş sunmuştu yüreğime ve mesleğime.