Yasin

Yasin
@Kitapcim
BİLGİ sahibi olmadan FİKİR sahibi olunmaz. Dünya'da en güçlü silah; BİLGİ'dir.
İnşaat Mühendisi
Pamukkale Üniversitesi
44 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Yaşlıların durumu & evlat olamamak
Burmalı Mescid’in arkasındaki konakta bir aşiret kadar kalabalık oğul, torun, hısım ve akraba içinde yaşayan adam, kendisine her suretle yabancı iki insanın elinde ölecekti. Bu onun sakınılmaz kaderiydi.
Sayfa 86 - Dergah·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Şehrin ortasında bir mezarlık eksik” diye bu yaşımda oturup ağlayacak değilim herhâlde! Modern hayat ölüm düşüncesinden uzaklaşmayı emreder! Hem ne oluyor kuzum, kendi hayatımızı mı yaşayacağız Yoksa ölüleri mi bekleyeceğiz?
Sayfa 58 - Dergah·Kitabı okudu
Yazım yılı:1961 Bugünde "KENTSEL DÖNÜŞÜM" adı altında modernleşiyoruz!
Kaldı ki, bu harap binanın yerinde yapılan apartmanları görünce insan ister istemez teselli buluyor. Semt âdeta şenlenmiş. Bu gidişle birkaç yıl içinde modern bir mahalle kurulacak! Ben artık modern adami, modern mimariyi, modern konforu seviyorum.
Sayfa 57 - Dergah·Kitabı okudu
Yazım yılı:1961 #adalet #haksızlık...Toplusal olarak 1 arpa yol gidememişik!
Doktor Ramiz, eski dostumun garipliklerini kendisine anlattığım zaman bilhassa bu nokta üzerinde durmuş, ve bu adalet ve haksızlık meselesinin Seyit Lütfullah vak’asının anahtarı veya anahtarlarından biri olabileceğini bana defalarca söylemişti. Kafası tamamiyle ilmî metotlarla işleyen aziz dostum bir aralık bu yüzden Seyit Lütfullah’ın Marx’ı okuyup okumadığını bile merak eder olmuştu. Sık sık “Marx veya Engels’i okumuş olması lazım! Yazık ki tahkik etmemişsiniz” diye bana çıkışır ve benim: -Biçare nerden bu mühim adamları okusun. Zavallı doğru dürüst Türkçe bilmezdi, kabilinden itirazlarımı da........Aksi takdirde devrimizin büyük meselesi olan adalet ve haksızlık davalarını bu kadar kuvvetle benimsemez ve uğrunda böyle mücadele etmezdi. O bizim sosyalist mektebimizin başlangıcıdır, diye sustururdu... Fakat ne yalan söyleyeyim, zavallı eski dostumun şahidi olduğum ömründe bu cinsten bir mücadele fikrini verecek mühim bir şeye de rastlamış değilim.
Sayfa 51 - Dergah·Kitabı okudu
Ne güzel anlatım.1961 de yazılmış fakat hâla güncel!
Seyit Lütfullah’da bu zeminin kendisi yoktu. Onun acayip gölgesi doğrudan doğruya yalanın boşluğunda yüzüyordu. O maskenin, yahut ödünç kişiliğin kendisi idi. Çok hayalî bir piyeste asıl baş rolü, hakikatin tam inkârını üzerine alan aktör tasavvur edin ki, oyunun yarısında sahneyi, ödünç şahsiyetini günlük hayatında yaşamak için bırakmış olsun ve o kıyafetle ve karakterle şehre, sokağa, insanların arasına fırlasın. İşte bu küçük gruba bir yığın merakı, ihtirası aşılayan, onların kendi başlarına kalmış olsalar çok tabiî geçecek hayatlarını altüst eden Seyit Lütfullah bu çeşit bir adamdı. Onda yalanın nerede başladığı ve nerede bittiği bilinmezdi.
Sayfa 41 - Dergah·Kitabı okudu