Okurken ilk 20 sayfasında kitabın tarzına alışamadım sonrasında ise alışıyorsunuz! Kitabın dili: yalın,anlaşılır.
Yoruculuk seviyesi:neredeyse yok!
Kitap; bir karakterin kafasının içinde düşüncelerini,sezgilerini,yaptıklarını sansürsüz bir biçimde gözler önüne seriyor.
1959 yılında yazılmış ve bana "acaba o yıllarda bizim edebiyat tarihimizde böyle sansürsüz eser var mıydı?" sorusunu sordurdu. (Bilen varsa yorum bırakırsa memnun olurum.) Kitabın bu yönden ilkler arasında olmasını önemli buluyorum.
Kitap aslında bizim hergün karşılaşabileceğimiz durumları (bankalarda sıra beklemek,otobüslerde tıklım tıklım gitmek vs),ilişkilerimizi,öfkelerimizi,aldalıcı yönlerimizi, birilerini etkilerken kullandığımız sahte davranışlarımızı, kıskançlıklarımızı,korkularla hayatlarımıza yönler verme telaşımızı, birilerinin arkasından dedikodu yapmalarımızı, alışkanlıkla-rahat olmayı irdeleten ya da kısaca insan psikolojisini irdeleten bir eser.
Yazar irdeletmek istediği konulara 25-30 uncu sayfalardan somut olarak başlıyor ve kitapta bir yerden sonra karakterin hikayesi oluşuyor ve oradaki irdelemeleri de bize bırakıyor. Bunu da insanların alışkanlıklarına karşı dururak sonrasında kendinde de - ne kadar "alışkanlık" olgusuna karşı dursa da - oluşan alışkanlıklarını fark edip kendisini değiştirmeye çalışmasında gözlemliyoruz.Karakter - Bay C - sıradan olmak istemiyor ama onu da hayat her insan gibi genel geçer şeylerle sınıyor, dolayısıyla insanlar alışkanlığa,sıradanlığa meyilli olmak durumunda kalıyor. Bay C bunu bilmesine rağmen kendi kendine mücadele veriyor.
Kitabın konusu,anlaşılırlığı gayet güzel fakat kitapta beni çekmeyen yönleri var Okurken çokça sıkıldığım yerleri oldu.Bundan dolayı 4 puan verdim.
Her yazarın tarzı olduğu gibi her okurun da tarzı olduğunu düşündüğüm için okuyup
Bankaya yakın yağmur dindi. Içerde sıra beklemeler, imzalar, ”şuraya lütfen"ler olurdu. Sıkılırdı. Yalnız bu muydu? Ya ordakilerin arasındayken duyduğu, elini paraya uzattıkça artan o utanca benzer duygu?
"İş avutur" derdi babası. O böyle avuntu istemiyordu. Bir örnek yazılar yazmak, bir örnek dersler vermek, bir örnek çekiç sallamaktı onların iş dedikleri. Kornasını ötekilerden başka öttüren bir şoför, çekicini başka ahenkle sallayan bir demirci bile ikinci gün kendi kendini tekrarlıyordu.