Esma, "Sen bataklıkta yetişmiş güller gibisin,"dedi.
"Şayet kabul ediyorsan,yarıda kalan her şey tamamlansın."
"Dikenler olmasa,güllerin kıymeti bilinmezmiş..."dedi.
"Gönlüm zengin,aza kanaat ederim.
Nâmerdden maişet dilenmektense ölümü tercih ederim.
Yaşamak için gönlüm yaralı değil.
Çünkü rızkı Kerim olan Cenâb-ı Hakk'tan bilirim."
Diğer ikisi ise gurur ve kin. Bunlardan üçü sende mevcut. Dördüncüsünü henüz bilmiyorum."
Esma, yüzünü babasına çevirip kahkaha attı.
"Âdeta ruh doktoru gibi konuştunuz.
"Ruhun bir doktoru vardır. O da ruhu yaratan."