–Tarih, insanları; insanlar da tarihi yarattığına göre ebediyete kadar devam edecek bir fâsid dairenin içinde kapalıyız demektir ve tarihin bedbahtlığı da kendisinin, menfaat gördükleri zaman en ilahi hakikatı bile red, inkar, tahrif veya ihfa edebilen insanlar tarafından hikâye edilmesindendir. Uzağa gitmeden, çatırtıları hâlâ işitilen bir hâileyi misal vererek fikrimi ispat edeceğim: İkinci Abdülhamid çok kötü bir adamdır ve onun sadrazamı Said Paşa da istibdada âlet olmuş kötü bir vezirdir, değil mi? Tarih böyle yazıyor.
–Evet!
Evet değil, hayır! Tarihin şuuru ve vicdanı olsaydı böyle demeyecekti. Çünkü tarih Sultan Hamid'le sadrazamını bize onların düşmanı olan hürriyetperverlerin ağzı ve gözüyle anlatıyor ve eşref-i mahlûkat sayıları, fakat hakikatta bir sürüden başka bir şey olmayan insanlar da bu şahane safsatayı kabul ediyor. Acaba Sultan Hamid'in gözüyle tarih yazılsaydı hürriyetçiler için verilen hüküm ne olacaktı?