Hatice Aleyna Özpolat

Hatice Aleyna Özpolat
@Kitapdostuhatice
Üniversite Mezunu ve İkinci Üniversitesini Okuyor
Kıbrıs, Lefkoşa
Malatya, 6 Aralık 1999
571 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
–Tarih, insanları; insanlar da tarihi yarattığına göre ebediyete kadar devam edecek bir fâsid dairenin içinde kapalıyız demektir ve tarihin bedbahtlığı da kendisinin, menfaat gördükleri zaman en ilahi hakikatı bile red, inkar, tahrif veya ihfa edebilen insanlar tarafından hikâye edilmesindendir. Uzağa gitmeden, çatırtıları hâlâ işitilen bir hâileyi misal vererek fikrimi ispat edeceğim: İkinci Abdülhamid çok kötü bir adamdır ve onun sadrazamı Said Paşa da istibdada âlet olmuş kötü bir vezirdir, değil mi? Tarih böyle yazıyor. –Evet! Evet değil, hayır! Tarihin şuuru ve vicdanı olsaydı böyle demeyecekti. Çünkü tarih Sultan Hamid'le sadrazamını bize onların düşmanı olan hürriyetperverlerin ağzı ve gözüyle anlatıyor ve eşref-i mahlûkat sayıları, fakat hakikatta bir sürüden başka bir şey olmayan insanlar da bu şahane safsatayı kabul ediyor. Acaba Sultan Hamid'in gözüyle tarih yazılsaydı hürriyetçiler için verilen hüküm ne olacaktı?
Sayfa 91 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
–Tarihe geçen şahsiyetler için ölümünden sonra bile kesin bir karar verilemez. Çünkü zaman onların değerini değiştirebilir. Sizin bir şairiniz vardı, neydi onun adı? Hani sen anlatmıştın: Vaktiyle edebi çevrelerde küçümsenmiş de sonra Yirminci Asırda birinci sınıf bir şair olduğu keşfolunmuş, söylesene adını... –Yunus Emre! –Evet, Yunus Emre. Kaçıncı asrın adamıydı o? –On dördüncü Asır başlarında ölmüştür. –Demek ki zavallı şair hakkında doğru bir hüküm vermek için altı asır beklemek lazım gelmiş. Acaba on asır sonra anlaşılacak insanlar yok mu? Acaba ebediyen yanlış anlaşılarak yanlış hüküm giymeye mahkum bedbahtlar yok mu? Aksine, ilahlaştırılan alçakların bulunabileceğini kabul etmez misin?
Sayfa 90 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Türklük
İnsanlar hem doğruyu bulmak, hem de aldanmak için yaratılmıştır. Hadiselerin kırk veçhesi bulundukça ve insanlar kırkına birden nüfuz imkanından mahrum kaldıkça gelip geçen şeyleri kendi dar çerçevelerinden görmekte devam edeceklerdir.
Sayfa 83 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Türklük
Zaten Selim'e göre yaşamak sadece yaşamak; ölüm ise hatıralarda, gönüllerde, tabiatta ve ebedi karanlıkta yaşamaktı. Yahut da sadece hatıralarda, hatıralardan silindikten sonra tabiatta, tabiatta parçalandıktan sonra ebedi karanlıkta yaşamaktı. O karanlıkta kaybolmak, unutulmak ne güzeldi! Dünyanın bütün güzelliklerine veda etmekte büyük bir fedakarlık vardı ve her fedakarlık gibi bu da muhteşem bir şeydi.
Sayfa 73 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Türklük
Ayşe neticenin nereye varacağını kestiremeden başıyla bir kabul işareti yaptı. Selim odada gezinerek ve Ayşe'ye bakmayarak devam etti: –Birkaç kişiye gözyaşı döktüren bir kızı güzel diye kabul ediyorsun da bir kalabalığı kana bulayan kıza neden çok güzel demiyorsun? İmha savaşı yüksek ve ince bir sanatla ve cesaret mayasını kullanmak suretiyle vücuda getirilmiş bir eserdir. Sermayesi candır. İmha savaşına benzeyen bir kız, şüphesiz şiire benzeyen bir kızdan daha güzeldir. Çünkü imha savaşında bir kesin sonuç vardır. Şiirde ise hiçbir şey...
Sayfa 69 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Türklük