"Ah dostum! Mutsuzluk bulaşıcı bir hastalıktır. Mutsuz ile yoksulun birbirinden uzak durması lazım, birbirlerine bulaştırmamak için. Daha önce mütevazi ve sakin hayatınızda hiç yaşamadığınız türden mutsuzluklar yaşattım size. Bütün bunlar eziyor ve yıpratıyor beni. "
" Bazen saklanır insan, yakalanmamak için gizlenir, burnunun ucunu bile göstermeye korkar; yerini belli etmez, çünkü önyargı kol geziyordur, çünkü yeryüzünde başka bir şey kalmamış gibi, herkesin arasından seni bulup şamataya alırlar, bir bakarsın senin özel hayatın da edebiyata girmiş, hepsi yayımlanmış, okunmuş, alaya alınmış, değerlendirilmiş! O zaman sokağa çıkacak hali kalmaz insanın; her şey öyle bir anlatılmıştır ki kardeşimizi sırf yürüyüşünden bile tanırız artık!. "
" İnsan yaşayıp gidiyor, ama hemen yanında böyle bir kitabın varlığını, bütün hayatının içine ilmek ilmek işlendiği bir kitabın varlığını bilmiyor. Daha önce hiç fark etmediğim şey, işte burada, daha kitabı okumaya başlar başlamaz karşısına çıkıyor insanın, yavaş yavaş hatırlıyor düşünüyor, anlıyor insan. "
"Hatıralar mutlu olsun, kederli olsun, hep acı verir; en azından benim için öyle; ama acı tatlı bir acı. Ve kalp ağırlaştığı, daraldığı, sıkıldığı, kederli olduğu zaman, o zaman hatıralar onu tıpkı sıcak bir günün ardından gelen rutubetli bir gecede çiy damlalarının zavallı, kurumuş, gündüz vakti sıcaktan kavrulmuş çiçeği canlandırması gibi aydınlatıp canlandırır. "