Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri 'kuddise sirruh' birine bir buğday satmış. Alışveriş bitmiş. Demiş ki, ben herkesten dua istiyordum, bu fırsatı nasıl kaçırdım? Bırakıyor buğdayları, durmadan adamı arıyor. Bir yerde yakalamış. Ne oldu demiş. Demiş ki, unuttum, kusura bakma, afvedersin, bana bir dua eder misin? Anlamadım. Dua istemeye geldim. Biz de bir âdet var, her geleni Hızır bil, her geceni Kadir bil, sen onlardan mısın yoksa? Ben de garip bir vatandaşım, git buradan demiş. Benim duam sana ters bile gelebilir, ben çok garip bir adamım, anlamam o işlerden. Vallahi kessen gitmem, ben duayı alacağım ondan sonra. Bu kadar yolu teptim geldim, sırf bunun için. O adam demiş ki, ben kime çattım? Ya Rabbi, aç bunun kalbini. Ne istiyorsa ver, demiş. Sonra o gün, kalbi değil, bütün vücudu zikretmeye başlamış. Kimin ne olduğu belli değil. Onun için mü'min mütevazı olmalıdır. Tevazûnun birinci şartı da istemektir ama ne istenecek? Dua. Çünki başka bir şey istemek haram, tehlikeli.