Bab-ı Esrar: Herkesin Övdüğü Ama Bana Göre Olmayan Kitap
"Bir kapı ki sırlarla dolu... Peki ya o kapıyı aralayıp da içeri giremezseniz?"
Merhaba kitap dostları! Bugün, Ahmet Ümit'in en popüler romanlarından "Bab-ı Esrar"ı dürüstçe konuşacağım. Bu inceleme, bir övgü değil, samimi bir hayal kırıklığı olacak.
Yazar ve Kitap Hakkında Kısa Bilgi:
Ahmet Ümit, Türk polisiye edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. "Bab-ı Esrar", 2008'de yayımlanmış, Mevlana ve Şems-i Tebrizi ekseninde kurgulanmış mistik bir polisiye romandır . Kitap, babası Türk, annesi İngiliz olan Karen Kimya adlı bir kadının, iş için geldiği Konya'da yaşadığı gizemli olayları ve 700 yıl önceki Şems cinayetinin sırrını çözmeye çalışmasını anlatır .
Neden Beni Sarmadı ve Anlayamadım?
- Derinlik Var Ama Ulaşamadım: Kitabın mistik, tasavvufi bir derinliği olduğu her halinden belli. Mevlana, Şems, ilahi aşk... Ama bir türlü o derinliğe nüfuz edemedim, anlatılmak istenenin içine giremedim. Sanki kapalı bir kapının önünde durup içeride bir şeyler döndüğünü hissetmek ama açıp girememek gibi.
- Polisiye ile Tasavvuf İç İçe Geçmiş Ama Beni Sarmadı: Ahmet Ümit, bildiğimiz polisiye kurgusunu Mevlana-Şems hikayesiyle birleştirmiş . Ama bu ikisi bende uyumsuz bir bütün oluşturdu. Bir yanda yangın soruşturması, bir yanda rüyalara giren Şems... Sanki iki ayrı kitap okudum gibi hissettim.
- Belki De Beklentim Çok Yüksekti: Herkesin dilinde bu kitap, çok övüldü, "Ahmet Ümit'in başyapıtı" denildi . Belki de bu yüzden beklentim çok yükseldi ve düşüş sert oldu. Ya da belki benim anlayabileceğim bir kitap değildi, bilmiyorum.
Başkaları Ne Diyor?
Yalnız olmadığımı görmek beni biraz rahatlattı açıkçası. Bir okur şöyle demiş: **"Manevi duygulardan biraz yoksundu,