Uğultulu Tepeler oldukça akıcı, kurgu merak uyandırıcı, karakterlerin her biri farklı yapıya sahip ama hepsinin ortak bir özelliği var; itici olmaları:) yer yer nefret ettirdiler ama okudukça dönüp anlamanız, sevmeniz mümkün.
Hikayeyi baştan sona Uğultulu Tepeler'in eski çalşınanından, sohbet havasında diliyoruz. Aşk, nefret, intikam, hırs ve bunlara ek sınıf farklılıkları öne çıkan noktalar.
Emily Bronte'nin ilk ve tek kitabı olmasına rağmen böyle başalı bir eser ortaya çıkarması hayranlık uyandırıcı. Özellikle Victoria Dönemini okumayı sevenler okumadıysa mutlaka göz atmalı diye düşünüyorum..
"Ancak hayat dediğin nedir ki?
Anlaşılmaz bir sır. Kurduğumuz düzen hep böyle sürüp gidecek sanırız.
Birden ip kopar, ışık söner, her şey darmadağın olur."
Kitap kısacık ama hikaye uzun. Okumayaların da kurguya az çok hakim olduğunu düşünüyorum çünkü filme de uyarlanmıştı ve çok izlenen, sevilen filmler arasında.
Konusu klasik, birbirini seven iki gencin kaçmasıyla başlıyor hikayeleri. Kasaba kasaba gezip bir dikiş tutturmak, tutunmaktan başka istekleri olmayan iki genç. Azla yetinen, hayatın herkese tanıdığı hakka sahip olmaya çalışan ve birbirlerini sevmekten hiç vazgeçyen iki genç...
Kurgu hafızamda çok taze olmasına rağmen okumak ayrı keyifliydi
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,5bin okunma