"-Akşam rüzgâr pencereye vurur, lamba yanarken ateşin başına oturup bir kitap açmaktan daha tatlı ne var ki?
-İnsan bir şey düşünmez, saatler akıp geçer. Hiç kımıldaksızın, görür gibi olduğunuz ülkelerde dolaşırsınız; düşünceniz hayalle sarmaş dolaş olarak ayrıntılar içinde oynar, yahut serüvenlerin çevresini izler, şahıslara karışır; onların elbiseleri altında kendi kalbiniz çarpıyor sanırsınız."
Madame Bovary'i okumayanlar bile az çok konuya hakimdir diye düşünüyorum.
Dr. Charles Bovary eşini kaybettikten sonra aşık olduğu Emma'yla ikinci evliliğini yapar. Kitaba ismini veren Madame Bovary işte böyle ortaya çıkıyor. Charles her ne kadar karısını sevse, hayatından memnun olsa da, karısı Emma için tam tersidir. Geçen zaman içinde Madame Bovary, kendini yaşadığı çevreden üstün görmeye başlar. Çevresini, yaşadığı şartları beğenmez, değiştirmek ister. Değiştirmeye çalıştıkça yanlış yollara, yanlış insanlara rastlar ve mutsuzluğu, sıkılganlığı da dayanılmaz noktaya gelir.
Sadece kurguyu ele alanların sevmeyeceği bir kitap olabilir ama dönemini, din ve bilimin çatışmasını ve sorgulamarını da ele almamız gerekiyor.
Flaubert, insanların budalalıklarını seyretmekten, bunlarla kendini zehirlemekten hoşlandığı söylenir. Yazılarında her cümlesi için saatlerce, günlerce çalıştığı da söylenir. İşte bu kitabıyla gözlemlediği ama hoşlanmadığı karakterleri betimlemiştir.
Okunmaya değer, değerli klasiklerden
Madame BovaryGustave Flaubert · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201940,9bin okunma